"Some say the tragedy of Delirium is her knowledge that,despite being older than suns, older than gods, she is forever the youngest of the Endless, who do not measure time as we measure time, or see the worlds through mortal eyes."
(The Sandman -IV- Season Of Mists by Neil Gaiman)
30 Mart 2006 Perşembe
cocuk oyunlari
"yerden yüksek oynayan kaleye mum diksin
yerden yüksek oynayan kaleye mum diksin
kale kapanıyor, elini çeken oynamiyor!"
peşisıra avcunu kapar içerde parmağı kalanlarla oyun oynanmaya başlardı...
aç kapıyı bezirganbaşı:
"aç kapıyı bezirganbaşı
bezirganbaşı
kapı hakkı ne alırsın, ne verirsin
arkandaki yadigar olsun
yadigar olsun
bir sıçan, iki sıçan, üçte kapan"
bizden size kim düşer? [mendilim köşe köşe]:
iki grup karşılıklı dizilip elele tutuşur bir grup diğerine "bizden size kim düşer (mendilim köşe köşe bizden size kim düşe)?" der ismi söylenen koşarak bu zinciri kırmaya çalışır, çok çamur oyundur. zincir kırılırsa kaptığını kendi grubuna geri götürür, kıramazsa o gruba dahil olur.
dansa davet:
pek hatırlamamak ile beraber şu kadarını söyleyebilirim ki kızlar erkekler karşılıklı dizlir her çocuk oyunu gibi bir tekerlemeyle bir erkeklerden bir kızlardan sırayla birisi gider dansa davet ederdi. kız isterse sırıtır, istemezde "hıh" ifadesiyle arkasını dönerdi. teklifi kabul eden ve edilen el ele sıra başına geçer en sona ve dona kalanlar ellerini yukarı da birleştirmiş çiftlerin arasından dayak yiye yiye en az hasarı almaya çabasıyla koşarak geçmeye çalışırdı.
ebe tura bir (i)ki üç [ende tura bir (i)ki üç]:
tilki tilki saat kaç benzeri bir oyundur. ebe gruba arkası dönük "ebe tura bir ki üç" der döner, başlangıç sınırından beri adım atanlar o anda donmuş olmak zorundadır, hareket eden ve ebenin gördükleri başa döner. ebe şaşırtmaca verip "ebe tura çirkin" diyebilir, o zaman verdiği anahtar kelimeye göre bir pozda donmak farzdır yoksa anahtar kelimeye uygun poz veremeyenle birlikte başa dönersin.
etek açmaca:
bir ilkokul cagi oyunudur. genelde erkeklerden birinin ya da fettan bir kizin yanindan gecen kizin etegini kaldirmasiyla baslar ve kiz erkek herkes ortamdaki kizlarin etegini acmaya calisir bir ton cigliklasma ve bir elle etegin onu kapatilirken arkayi kollamak icin koselere kacilir obur el ise denk gelen kizin etegini acmak icin hazirda tutulur. genelde ders zilinin calmasi ve siralara kacisilmasiyla sona erer. bizim zamanimizda adi etek acmaca idi zaman zaman etek kapmaca olarak da anilirdi. oyunu baslatan fettan kizlar her zaman icin altlarina tayt giyerler bir sure sonra akillanan diger masumcuklar -kurban- da akillanip tayt giymeye baslarlar. bu noktada da gunun dedikodusu kimin ne renk tayt giydigi olur. altta tayt olmasina ragmen etegin acilmamasina calismak oyunun gereklerindendir, aksi davranan mizikcidir.
istop:
bir top ve bir grup kişiyle oynanır. topu tutan havaya atıp bir isim söyler, o kişi topu tutmaya çalışır, tutamazsa ebe tekrar topu tutar ve ebeliği atmak için gruptan birisini vurmaya çalışır, koşturmaca gırla. enuzaktakini kimse onun ismini çığırmak en zekice şeylerden biridir tabi. bir de isim değil renk/cisim/vs ismi çığırarak oynanan versiyonu vardır. top atıldığında herkes onu isme uygun bir şey tutmaya çalışır.
kale basmaca:
iki grup olur, belirlenen kaleler ele geçirilmeye çalışılır. gözcüler bu oyunda kilit isimlerdir.
kulaktan kulağa:
sıra halinde dizilen oyunculardan biri bir kelime ya da cümleyi sıra başındakine -ve tabi adiliğine çok çok kısık sesle fısıldayarak söyler, bu zinciri takip ederek en sondakine kıkırtılar eşliğinde gelir, en sonuncu yüksek sesle duyduğunu söylemek zorundadır.
lastik atlama:
bu oyun için en az 3 kişi gerekir, çift sayıda oyuncu olduğunda gruplu oynanır. lastiğin iki ucu birbirine bağlanır ve oyunculardan ikisinin arasına gerilir; bilekler birler, bilekle diz arası ikiler, diz üçler kalça ise dörtlerdir. en kasan yerdir dörtler uzun boyuma rağmen beceremezdim. türk usulu, alman falan vardı hepsinin atlama stili başka başka tabi.. almanlarda birler de kasınçtı ama yapardık biz.
seksek:
yere 1 2 3 üstüste 4-5 yanyana üstlerine 6 ve gene üstüne 7-8 yanyana çizilir, bir taş alınır ve 1'den başlayarak 8'e kadar ve sonra da geri başa yanmadan (çizgilere basmadan) zıplamaya çalışılır. dönüşte eğilip taşı almak da en az zıplamak kadar meşakkatli bir iştir. öyle zıplar durur dinlenirim de olmaz zıpzıpzıplamak lazım gelir. eğer oyuncu yanarsa sıra bir sonrakine geçer, her seferinde sırası gelen oyuncu 1'den başlar.
tilki tilki saat kaç:
bir ebe ve kalabalık oyuncu grubu ile oynanır. ebe gruba arkası dönük durur, grup ondan uzaktadır ve sorar "tilki tilki saat kaç?" tilki "iki büyük beş küçük" gibi bir cevap verir, grup o kadar adım atar, tilki bu sırada saymaktadır ve sayması bitip geri döndüğünde hareket eden olursa bunlar başlangıç çizgisine geri döner, gelip tilki'yi yakalayansa yeni tilki olur.
yağ satarım bal satarım [mendil saklama]:
halka halinde oturan çocukların etrafında bir çocuk "yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım. ustamın sarı kürkü var satmam onbeş liraya, zambak zumbak dön arakana iyi bak" sözleri eşliğinde (bizde böyleydi başka sözler de mevcut) döner, elinde de bir mendil vardır, arada şaşırtmaca vererek mendili birisinin arkasında bırakır. eğer arkasına bıraktığı kişi farkederse çemberin çevresinde koşturup yakalamaya çalışır, ebe boşalan yere oturana kadar yakalayamazsa yeni ebe o olur.
yakan top [yakar top]:
en az üç ama zevki çıkması için daha kalabalık grupla oynanması gereken bir de tabii topla oynanan oyun. iki kisi iki ucta durur ve grup araya geçer, iki uçtakiler ortada kimse kalmayana kadar topu birilerini vuracak şekilde öteki tarafa atar, bu sırada yerden sekmeden ya da herhangi birine vurmadan topu havada tutan kişi "can" alır, bunu sonraya saklayabildiği gibi başkasına da verebilir. en sona kalan secilen sayı kadar turda yanmazsa o (veya grubu) kazanır.
yerden yüksek:
oyunun başlamasıyla yerde kalan ve ondan kaçanlar arasında geçen deli oyundur. enka'nin soyunma odasında havlu askılarının arasında cambazlık yaparak oynadığımızı hatırlarım. dar mekanlar daha eğlenceli kılar oyunu. yere basmadığın sürece her yükseklik dahildir. yerde duran çantadan, kağıya asılmaya kadar her şey dokunulmazlığı kazandırır. olay ebe tutup ebelediğinde yerden yüksekte olmaktır. bir de ebe yükseklere gelemez yerde olmak zorundadır, tabii diğer oyuncuların da sürekli hareket etmeleri aynı yerde kalmamaları gelir.
29 Mart 2006 Çarşamba
cocukluktan gelenler
patch sezen aksu'nun "sarisin" sarkisi cikmis.. e ben ne bilirim bucuruk kiz.. eve gelmisim bi gun annem "gel gel sarisinim gel" diye sarki soyluyo.. annemi sorguya cekmistim "benim babam esmer, kim bu sarisin?" diye, bir turlu sarki olduguna ikna edememisti beni, hala daha soyledikca sinir olurum P= .. babami da is arkadasindan kiskanirmisim cok kotu davranirmisim kizcagiza P=
--
gordugum her kurdele fiyonk seklinde bagli oldugu icin kurdeleye -kurdela versiyonundan da dolayi- dilim donmediginden hep fiyonk demisimdir -duzelmis olabilir bu durum bayaadir test etmedim.
--
abim iron maiden dinledigi icin ve blue jean'de metal dinleyicilerinin satanist olduklarini okudugumdan abimin seytana donuseceginden korkmustum. ona gidip "bak dinleme bu muzigi iyi degil" falan demistim kendi capimda vaz gecirmeye calisiyordum seytan olmadan, abim tabi ki beni sallamamisti ve basindan savmisti o zaman durumun vahim oldugunu dusunup uyumasini beklemistim, uyur uyumaz ilk isim kafasinda seytan boynuzlari cikip cikmadigini kontrol etmek olmustu.
--
vakti zamaninin pop ilahlari olduklari icin ve surekli basinda rakip gibi gosterildikleri icin madonna ve michael jackson'i kavga edip ayrilmis iki sevgili sanirdim. o zamanlar daha blue jean adam gibi bir dergiydi, metal dinleyenler seytan olur demiyordu hatta o zamanlar en saglam metal sayfalarindan birini de yayinlamiyorlardi..
--
pirzola'ya pizyola derdim halen ole diyorum.. donmuyor dilim..
--
lkokul birinci siniftaymisim
anneme gidip "sinifta bi cocuk var benle evlenmek istiyor" demisim.
hic hatirlamiyorum boyle bisi
dumurdayim.
--
duplolarla oynarken -bi ciftligim vardi hala da var- bir noktada durmadan sakatlik hastalik falan cikarmaya baslamistim. anormallik taa o zamanlardan..
--
yazliktayken -daha sut dislerimi dokuyordum o zamanlar hala- nedense elimi agzimi yikadiktan sonra kurulanirken dislerimi kurulama gibi bir huy edinmistim. bir seferinde -sanirim alt on dislerimden- biri elimde kalmisti. kostura kostura gidip babama gostermistim.
--
gene ilkokuldayken bir cocuk vardi adi mustafa. ben uzun boyluyum diye en arka sirada oturtulurdum benim siranin arkasi bayaa bir bostu -askiliklar falan vardi- bu mustafa kisisi de en arkada otururdu. hoca arkasini doner donmez kopar gelir salyali salyali operdi. yillar yili abim ve kuzenim "mustafa mistik arabaya kistik" diye dalga gectiler benle. nefret ettim.
sonra bir gun bu bi mallik yapiyordu sorun neydi hatirlamiyorum, hala daha konustugum arkadasim alper ahsap kalemkutusunu geciriverdi kafasina sakir sakir kan akmisti alper islah evine gitcek diye korktuyduk falan ilkokul 3tum en cok ogrenmistim bunlari teytey..
--
ortaokul hazirlik'ta sene sonu gosterimiz vardi. irisinden bir hoca gelip beni ve bir arkadasimi secti "agac" olmak icin. gorevimiz sahnede oynanacak oyunun dekor agaclarina ayak olmak, secilme nedenimiz tabii ki uzun boy ve irilik.. oyunun bir noktasinda boyumun iki kati olan tahta agaci daha fazla destekleyemedim ve kendisi yerle 45 derece aci yapmaya basladi, bunun bir sebebi de tabii agacin arkasina oyundaki rolu geregi saklanan kizin agaci ittirip durmasiydi. bir yandan da hoca gelmis naapiosun dik tut agaci diyo.. oldu canim cok istiyorsan gel sen tut.. gun gormemis yerlerimden ter akar ben o kutugun altinda ezilir ve agacin acisi 50 dereceye yaklasirken yanima destek olacak birini gondermeyi akil edebildiler. cok kizmistim.
daha sonra gosterinin son sahnesinde tum hazirlik sinifi sahneye cikip heal the world'u soyleyecektik sarkinin sonunda da bizim sinifin hocasina cicek verme gorevini bana vermislerdi -ayiptir soylemesi okul birincisiydim o sene, bir daha oyle bir derecem olmadi zaten- bir de ne goriym her yerde onume cikan hatun gene cikmis benim hocama sarilmis cicek veriyor.. filmin koptugu andir.