31 Temmuz 2026 Cuma

30 temmuz 2026 skunk anansie konseri

lise yıllarımda sınıftaki dört kızdan biri olan sıra arkadaşımın beni skin ile tanıştırması sonrası dinlemeye başladığım skunk anansie memlekete gelmiş, hoşgelmiş, yurda yaz gelmiş (=

daha önce ülkemizde konser vermiş olsalar da ne yazık ki türlü çeşitli sebeplerden gidememişim. bir de artık good old laik days diye andığımız o zamanlar sanki anne babamızın yaşadığı gibi bir bolluk berek, bir özgürlük olacak, insanlar karşı düşünceden diye hapse atılmayacak, isminden dolayı bir müzik grubu konser veremesin diye bir mekanda etkinlikler yasaklanmayacak, konser ve festivaller olamasın diye önce isim sponsorluğu, ardından logo kullanımlarına kadar engeller getirilmeyecekmiş gibi zamanlardı. bunları hayal dahi etmiyorduk, aklımızın ucundan geçmiyordu. gençtik güzeldik hayata atılmaya hazırlanıyor ya da yeni atılmıştık. o üniversite festivalleri, ekşifest'ler, rock'n'coke'lar, rock the nations'lar yine olur sandık.

geçen seneki headbangers' weekend geçmişe açılmış bir kapı gibiydi o açıdan. üç gün doya doya müzik dinledik. karışan görüşen olmadan keyfimizce bir zaman geçirdik. ilaç gibi geldi. bu sene ise nostlajinin altın senesini yaşıyoruz resmen; alice cooper, chris isaak, pet shop boys, gathering, offspring, pantera, suede, savatage, gorillaz derken skunk anansie ile taçlandırdık resmen. gorillaz'a gitmedim fakat bu saydığım hemen her konserden efsane konserdi, biz ne yaşadık, neden bitti doyamadım hisleri ile çıktım.

bu konser lise yıllarımdan tanıdıklar, sonradan orada olduğunu öğrendiğim yeni arkadaşlar ve setlist seçimi ile yine bir zaman yolculuğuna çıkarttı. setlist'in bomba gibi olmasının yanısıra skin bir saniye bile durmadı, sürekli ordan oraya koştu, sağdan sola atladı, soldan sağa zıpladı, bizi mahvetti. 58 yaşında onun performansı 45 yaşında bende yok, onu izlerken benim dizim sızladı gerçekten.

yüksek tempolu ve muhalif ne kadar şarkıları varsa hepsini hep birlikte söyledik de o gün bir önceki konserde secretly'i söylediğini öğrenince çok heyecan yaptım. ya evet şarkının sözleri ne anlatıyor biliyorum da o melodi, o vokal tınıları muhteşem ve istanbul'da da icra ederek beni benden aldılar. kalbimi orada bıraktım.

bir kere grubun star'ı kesinlikle skin. grup arkadaşlarını asla yalnız bırakmadığı gibi seyirciyle sürekli bir iletişim halindeydi. yüzündeki gülümseme bulaşıcıydı ve hem şakaları hem mimikleri hem seyircinin eşlik ettiği anlardaki şaşkınlığını gizleyememesi ile gönlümde taht kurdu. i can dream sırasında ise seyircinin ortasına inmesi dibimize kadar gelmesi ortamızda şarkı söylemesi ise çok ayrı bir haz yaşattı ne yalan söyleyeyim. dizimden dolayı çok çökemediğim için arkadaki kişilerden ne kadar özür dilesem az. sesine aşık olduğum kadın beni kendisine de aşık etti gitti. bu konserin 1 saati biraz aşkın sürdüğüne inanamıyorum o kadar dolu doluydu ki anlatılmaz yaşanır.

yine gel skin, yine gelin skunk anansie. seviyoruz.

26 temmuz 2026 in flames konseri

 gitmeyi hiç sevmediğim mekanlardan uniq'teki konserimize in flames aşkına yollara koyuldum.

in flames clayman albümü ile tanışıp geriye doğru albümleriyle tanıştığım ve herhalde 25 senedir de dinlemediğim bir grup ancak clayman bir aralar gece gündüz dinlediğim bir albüm olduğu için iki seferdir (2024 konserine de biletim vardı) niyetleniyorum. 2024 konserinde hasta olduğum için biletim olduğu halde son dakikada gidememiştim. giden arkadaşlar hep azar yedik çok mutsuz olduk diye çıktılar konserden ama kaçırdığım için 2026'da yine aldım bilet.

bu sefer ön grup employed to serve ve napalm death idi. dünyanın bir ucundan çıkıp gittiğim için yine ilk grubu kaçırdım malesef, napalm death ise ismen elbette bildiğim fakat asla dinlemediğim bir grup olsa da sahnedeki enerjileri, seyirciyle iletişimleri çok iyi gruplardan biri olarak aklımda yer etti. müzik tarzları bana hitap etmediği için headliner olsa gitmem ama bu şekilde yine denk gelsem izlemek isterim.

bu arada mark greenway "they always say freedom of religion but i say freedom from religion" diyerek beni benden aldı. dinlemesem de akl-ı selim'de buluşabilmek güzel bir his.

gel gelelim in flames efendilere, clayman sonrası şarkılarına baktım da bu nasıl bir değişim dönüşümdür diye şoka girdim geçen sene. bu şoku iki senedir koruyorum netekim. bu konserde de eski şarkılarında nostalji yapıp yeni şarkılarında bayarım geçerim diye düşünüyorum ve fakat en çok foregone (2023) ve a sense of purpose (2008) albümlerinden çalıp kalanları dağıtmışlar. yapacak bir şey yok haklarıdır fakat eski şarkıları da dinliyorsun yok yeni tarzlarında desen değil, eskisi gibi desen değil kendi elleriyle kendi eserlerini baltaladılar neden hiç anlamadım. benzer yorumları başka kişilerden de konser sonrasında duydum hatta. bu konser benim için clayman'den tek şarkı olarak setlist'te görünen only for the weak'ti onu da beter edip bıraktılar. sonrasında arkaya kaçıp kendi kendime ağladım zaten P=

bu arada uniq'te foh'un üzerini bir önceki gün gelen fırtınadan dolayı zannediyorum metal bir kafes yapıp branda ile kapatmışlar. genel alanı ikiye bölen basamak alandan rahatça izlemek mümkünken eğer foh'un arkası direkt ölü alan olmuş. haliyle aşağıda sahne önü ile bölünen ve pitler ile şenlenen genel alanda sıkışmak istemediğimz için foh'un sağı ve soluna sıkışıp sürekli geriye gidip gelen insanlara yol vermek durumunda kaldık. metal konserleri genelde kavimler göçüne sahne olduğu için hemen her şarkıda sağımızdan solumuzdan birilerinin geçtiğini tahmin edebilirsiniz.

konserin en komik anı ise anders friden'in seyirciye sağdakiler nasıl soldakiler nasıl arkadakiler nasıl falan diye sorarken soldaki vip'ye siz orda ne yapıyorsunuz ya ne ayaksınız diye takılması ve madem pit yok sandalye falan değişin bir hareket olsun demesi idi.

bu konserden nasıl döneceğiz acaba pazar günü diye düşünürken ve otobüs gelir mi diye beklerken bizi öğretmen bir hanım duraktan toplayıp 4. levent'e metronun dibine bıraktı, hafif deja vu yaşamakla birlikte çok da mutlu oldum sürünmeden eve vakitli gidebildim sayesinde.

30 Temmuz 2026 Perşembe

24 temmuz 2026 lamb of god konseri

 bir temmuz akşamı kendimizi park orman yollarına attık, indik bindik metrolarda yürüdük derken konser alanına geldik, girişe barikatlardan  kuyruk koridoru konmuş yılan gibi içinden kıvrılıp geçtik ki bir tane daha koymuşlar. sanki akın akın insan geliyor da yönetilemiyor gibi bir eziyet. nihayetinde onu da geçtik ve bir konser bir konseri tutmayan güvenlik aramasına tabi olduk. iki senedir hiçbir konserde umursanmayan şekerlemelerim ilgi geçti, yarısını arkadaşla içimize boşaltıp gerisini attık. 

buradan bayır aşağı hammer merch standına uzaktan el sallayıp kendimizi alana attık. ön grup olan black tooth'u sahnede görme imkanım olmadı malesef, yılan gibi kıvrılırken son iki şarkısını uzaktan dinleyebildik. bu kadar brutal vokal benlik değil diyip geçeceğim. gruplar arası çalan müziği dinlemek içinse pür dikkat olmak gerekeceği kadar kısık sesli bir yayın vardı, neden anlamadım, oysa bayağı da güzel çalıyorlardı.

ikinci grup olarak orbit culture çıktı, sırf orbit culture'ı dinlemeye gelmiş bir hayran kitlesi olduğunu kendi çevremden dahi biliyorum. normalde pek dinleyemediğim grubu sahnede çok keyifle izledim. seyirci ile iletişimleri ve enerjileri çok iyiydi. seyirci ise neredeyse hiç durmadan circle pitte döndü durdu. izlerken ben yoruldum, onlar yorulmadı. (=

netekim lamb of god ile birlikte circle pitler tekrar açıldılar ve daha da büyüdüler, bu sefer o kadar büyüdü ki daha önce orbit culture'ı izlediğimiz yerde toz altında kalınca kendimi daha geriye ve popülasyonun seyrek olduğu bir yere doğru attım. randy blythe bu arada istanbul ile ilgili güzellemeler yaparken konuyu istanbul'un kedilerine ve kendi kedisine getirdi. sırf burada sahnede giymek için kedisi dracula'nın fotoğraflarını bir tişörte bastırmış. uzaktan adı dracula'yı seçtim de kedi olduğunu anlamamıştım kendisine kalp attık o da "now you've got something to die for" şarkısını istanbul kedilerine adadı.

orbit culture'da ses ne kadar iyiydiyse lamb of god'da ise bir o kadar kötüydü, ne foh'un sırasından ne de daha arkadan iyi bir ses duymak imkansızdı, konsere katılan başka kişilerden öğrendiğim kadarıyla önlerde de çok kötüymüş. bildiğim zaten iki şarkıları var ikisini de tanıyamadım ve konserin pek de anlamı da kalmadı benim için. vokaller hiç yok, bateri ise içimize içimize işledi. iki grup arasında ses nasıl bu kadar değişebiliyor, o sound check ne işe yarıyor gerçekten bilmiyorum.

tabii bu konserde özellikle metal konserlerinde zeminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık çünkü orbit culture bir yana üstüne bir de lamb of god'da iyice büyüyen pitlerden öyle bir toz toprak kalktı ki kıyafetlerin ayakkabıların rengi değişti, maruz kalanlar boğuldu, ben şahsen bir gün boğaz ağrısıyla yattım.

bu konserde genel alanda ve genel alanda da pitlerde uzak noktalarda olmayı tercih ettim, genelde zaten fibromiyalji sahibi ve kronik ağrı çeken birisi olarak tehlikeli olabilecek hareketleri yapmamaya çalışıyorum. diz ağrısı çekebildiğim için konserlerde eğer aceleden unutmadıysam mutlaka dizliğim dizimde takılı olur. yine de mosh pit yanımda olur mu, tek başıma kalırsam başıma bir şey gelir mi diye korkarak gittiğim pantera'dan mosh pit'in sınır kişilerinden biri olmak durumunda kalıp hiçbir darbe almadan çıkabilmişken; arkalarda nispeten boşça, sağımda solumda geçmek için gayet rahat iki üç kişilik boşluklar varken arkamdan geçen birisi tam sırtımın ortasını hedefleyip omuz atıp yürüdü gitti. pit'e katılmayan, moshing yapmayan, kendi halinde, dizinde dizlik kenarda duran insana bu şekilde bir harekette bulunmak iyi niyetli değildir ve fiziksel saldırıdır. dizim sakat da olsa, kilolu dobidik görüntümün altında küçüklüğümden beridir spor yapmanın ve senelerdir ağırlık çalışmanın getirdiği bir kas kitlesi olduğu için uçmadım ama çok olasıydı, netekim benden daha ufak tefek circle pit'in kenarında ama dışında kalan bir diğer kız arkadaşıma da benzer şekilde hedef seçip yandan girişmişler, kendisi uçup yere kafasını çarpmış. ertesi gün her yeri ağrıdı, üstü başı yırtıldı. 45 yaşımdayım, çoğunluğu rock/metal farklı tarz tür bir çok mekanda belki de sayısız konsere gittim, böyle bir muamele ne gördüm ne duydum. mosh'a katılırsın olur bir iki darbedir şudur budur, circle pitte o da olmaz. konserin bütün tadının kaçması yanı sıra insan her şeyi düşünüyor, işin içine kadın olmayı da kattığınızda çeşitli travmalar ve korkular da tetiklenebiliyor.  malesef bu konser benim kişisel tarihime kara leke olarak geçti. bu insanlar arkadaşınız değil, patlamaya hazır belalarını arayan el bombaları. bu insanların müzik severlikle, stres atmakla, eğlenmekle falan alakası yok, bu tarz insanların konserlerden ve metal camiasından dışlanması gerektiğini düşünüyorum.

bu seyirci profili sebebiyle de bir daha konserine gidilmeyecek gruplar listesine alıyorum orbit culture ve lamb of god'ı.

21 Temmuz 2026 Salı

19 temmuz 2026 savatage konseri

veee senenin en beklenen konseri!! bayanlar baylar, savatage ilk kez türkiye'de!

ne zamandır dinlediğimi tespit edemediğim için diyelim ki 20'li yaşlarımdan beri dinlediğim, imzalı backstage pass'lerini kuzenim'de gördüğümden beri konsere gelmelerini beklediğim savatage ile tanışmamızdan beri 25+ yıl, bileti aldıktan 8 ay sonra kavuştuk!

savatage öncesi rahat rahat izleyelim diyerek lifepark'ın yolunu erkenden tuttuk. bir vegan olarak yine tek seçeneğim yağın tadını bolca aldığım patates kızartmasıydı, velhasılı kelam sohbet laklak derken alkera için vakit gelmiş, kendimizi sahne önündeki yerimize attık. her zaman ön merdivenlerden başlayan sahne önü bu sefer küçültülmüş zorlu'dan lifepark'a alındığı için yoldan çekinen olduğu için iade etti biletini gibi bir sebebe yormak istediğim şekilde küçücük bir alandaydık. normalde sahne önü için ayrılan alan ikiye bölünmüştü. hammer genel alanda yerini almış merch satışı yapıyordu. turnenin kalan tişörtleri daha fazla ve çeşitliyken türkiye için arkası bu kadar çirkin iki tişörtün tasarlanmış olmasını anlamıyorum. lanetpark'ın reklamını yapmak istemesem de orijinal tişört istediğim için bir tişört aldım. suç tabii ki hammer abilerde değil, kendilerini seviyoruz.

alkera'yı geçen sene headbangers weekend'de izledim sanıyorum bendeki algı pozitifti ama nedense bu konserde pek sahneye hakim göremedim. biraz okul müsameresi gibi çalıp gittiler. onlara ayrılan sürenin de kısa olduğunu düşündüm açıkçası. daha iyi performanslarını görmek isterim.

bu sene türkiye'ye gelmeden önce avrupa'da iki festivalde yer alan grup prelude to maddness turnesi başlangıcı için istanbul'u seçti ve bize 2 saatlik 23 şarkılık bir ziyafet verdiler.

rahatsızlıkları sebebiyle turneye çıkamayan fakat meşaleyi zak stevens'a devreden jon oliva'nın eksikliğini hissetsem de zak'in pozitif enerjisi, seyirciyle iletişimi, yaptığı lavukluklar (= ve güçlü vokali ile sahneyi doldurduğunu söylemem ve hakkını vermem lazım. zakk'ten zak'e açık fark var, açık bir şekilde gördük...

geçmiş playlistlerinden feyz alarak beklediğim ve hemen herkesin tahmin ettiği tüm şarkılarını ve süpriz başka şarkılar da çaldılar. en büyük süpriz ise believe'ın başını kayıttan jon oliva'nın söylemesi sonra grubun sahneye gelip eşlik etmesi oldu sanırım. seyirci ise beni hiç şaşırtmayarak pek çok şarkıda olduğu gibi bunda da ilk notadan son notaya kadar eşlik etti. hayır, hüngür şakır ağlamıyorum gözüme nota kaçtı!

bu arada bütün grubun ne kadar enerjik, seyirciden ne kadar pozitif etkilendiğini, mutlu olduğunu ve konseri sırıta sırıta devam ettirdiklerini görmek de beni mutlu eden şeylerden beri oldu. zak kısa bir konuşma yapıp işte ilk defa geldik böyle bir seyirci beklemiyorduk şaşırdık sizi seviyoruz falan gibi bir şeyler söyledi ve heyecandan olduğunu düşündüğüm gergin bir kahkaha attı. ben de boş bırakmadım "we love you, too" diye bağırdım. duymuşlardır umarım, çünkü i love them, too.

gelişte welcome, aralarda all that i bleed, demian, mentally yours, sahneden gidişlerinde when the crowds are gone, exit music gibi parçalar olsa zevkten 4 köşe olmaz mıydım? ölsem de gam yemez miydim? evet. ne yaparsın insanoğlu aç işte, doyamadım ben bu konsere. uzun süre noooooo, dont gooooo diye bağırdım ama tabi yetmedi hehe

yani bu öyle bir konserdi ki, hem abim, yengem hem eski dostlarım hem yeni dostlarım hem kaybedip yeniden bulduğum dostlarım hep beraber aynı notaları ruhumuzda hissettik, bir avuç yağmur diledik. uzun süre zihnimde kalacak hatırladıkça mutlu olup hüzünleneceğim.