25 Haziran 2026 Perşembe

13 haziran 2026 alice cooper konseri

 kitaplar, eski kıyafetler, bir prova mankeni ve uyur gibi görünen bir kadın.. alice'in tavanarasına hoş geldiniz..

üzerinde alice cooper'ın illüstrasyonu olan bir kitabın kapağı açılır, ışık duman ve alice cooper! 

kitaptan çıkıp sahneyi karizmasıyla şereflendiren alice ilk notalarıyla giriş yaptığı hello hooray'den bir hızla who do you think we are'a geçti.. dur dur çok hızlı gidiyorsun diyemeden kendimizi spark in the dark'ta bulduk.



no more mr nice guy, house of fire, billion dolor babies derken koltuk altı değneğini kendine aksesuar seçen alice ile kendimizi i'm eighteen diye bağırırken bulduk. ben aralarda i am fortyfiveeeee diye böğürmüş olabilirim (= x ile y'nin arasında kalmış tuhaf bir kuşağın üyesi olarak kendimi hem yaşlı hem genç hem sakat hem sağlıklı hem böyle her şey hissettiğim yaşlardayım. benim gibi arada hissedenler için not; xennialmışız efendim biz hepimiz..
muscle of love'dan sonra eski tip cerrah önlüğü, belki biraz kasap ceketi gibi bir kıyafetle "yes, yes, i know you're hungry" ile hepimizin coşkuyla katıldığı feed my frankenstein'a geçtik.


hemen hızlı bir kıyafet değişimi ve pırlanta kolyelerle sahneye geri gelen alice dirty diamonds ile sahnenin sağ tarafını pırlantaya boğdu.
konser o kadar hızlı devam ediyordu ve o kadar dinlenmeye fırsat bulamadık ki kendimi şaşırdım açıkçası. belki caught in a dream burada çoğumuza bir es olmuş olabilir çünkü sonrasında hey stoopid, dangerous tonight ve poison ile tam gaz devam ettik. seyirci bu arada genelde durgun gibi görünse de açıkçası ben yerimde duramadım ve zıp zıp zıpladım. genel izlenimimi de insanların eşlik ettiği ve eğlendiği yönündeydi.
poison'dan sonra anna'nın gitar solosu ile şenlendik. sahne ışık, duman vs derken ablamızın karizmasına karizma kattı, eridim gittim diyebilirim.


gitar soloyu brutal planet'e bağlayıp gaz kesmeden devam etmemiz ise paha biçilemez oldu. ikonik girişli şarkılar listemde yer alan parçalardan biri kesinlikle. bu arada sahneye elektro şoklu batonlarıyla birileri atlayıp alice'ı deli gömleğine soktuktan sonra o haliyle kendisinden ballad of dwight fry'ı dinliyor ve biraz sakinledikten sonra sahnede sakin sakin yatmakta olan kadının aslında bir bebek ve hatta cold ethyl olduğunu anlıyoruz. kendisi ile türlü danslar yaptıktan sonra sahneye çıktığı kitabın üstüne fırlatıp çöp gibi ethyl ablayı.. )=


cold ethyl'dan only women bleed'e geçiş yaptığımız da ise evliliklerinin 50. yılını birlikte kutladıkları eşi sheryl'ın ethyl'ın yerini aldığını ethyl'ın canlanması ile anlıyoruz. ufak bir şoktan sonra evlilik içi psikolojik şiddet üzerine bir balad olan only women bleed'e geçiyoruz. içimiz kan ağlıyor, sheryl dans ediyor, elektro şoklu adamlar geri geliyor, alice giyotine sokuluyor, sheryl/ethyl "die die" diye bağırıyor ve alice'ın kafasını koparıyor! kopan kafayla bir süre de dans ediyor. e sen kadına şiddet uygula, yalnız bırak sonra kafamla dans ediyor diye hayıflan, olmaz, hakkıdır. psikolojik şiddet mağduru olarak onaylıyorum (=


sahne arkasında kafası deadpool'un uzuvları gibi yeniden çıkan alice second coming ile aramıza dönüyor, going home ile medley yapıp herhalde hepimizin beklediği schools out ile coşkuyu doruğa taşıyor. eşşek kadar insanlarız herhalde okul gibi çalışmak zorunda kalmayacağımız beyaz yaka işlerimiz olmamasının hayali ile coşku ile şarkıya katıldık. bu şarkı da another brick in the wall ile harmanlandı ve malesef konserin sonuna geldik..

tabii ki bizi bissiz bırakmadılar, bir şarkı daha ister misiniz diye sordu alice ve "this is for kurt" diyerek smells like teen spirit'e girdi. bu arada da az uzakta olan arkadaşım da patlamış top gibi bana girdi asdf, omurgamı yerine yerleştirdikten sonra a mullatto an albino diye zıplamaya başladım kalan tüm seyirci gibi. sanırım bütün seyircinin en coşkulu olduğu şarkı bu olabilir, bunu beklenmedik bir süpriz olduğuna yoruyorum. gayet de güzel icra ettiler ellerine sağlık.

son şarkı under my wheels ile sahneye, bize ve geceye veda ettiler. konser boyunca pek sohbet muhabbet olmadığını ve bunun sahnelenen oynun bozulmaması için olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim ama bir interaksiyon aramadım dersem de yalan olur. arada bize uzatılan mikrofon ve alice'ın büyük bir zevkle önce kılıcı sonra bacağından çektiği hançeri ile patlattığı balonlar dışında pek etkileşmedik. şikayetim var mı? asla. insan taş olur.


bu arada alice'in grubunun da muhteşem müzisyenler olduklarından bahsetmeden geçmek ve bu yazıyı sonlandırmak olmaz. alice cooper her ne kadar bir müzik grubu olarak başladıysa da uzundur solo bir kariyer ve de vincent abimizin(? amca?) de resmi adı. fakat vokal tek başına bir yere kadar, daha önce de kendisini sahnede görme şerefine ermiş ve youtube'da diğer canlı performanslarını da izlemiş birisi olarak intibam hep ortaya koyduğu şovu taşıyabilecek ve yükseltebilecek kişileri yanına çektiği yönünde. '96'dan beri gitarlarda olan ryan roxie, 2002'den beri bas çalan ve sahneden bize sürekli şeytan suratları yapan sempatik chuck garric, hollywood vampires'dan da tanıdığımız gitarist tommy henriksen ile davulcu glen sobel ve nita strauss'un boşluğunu fazlaca dolduran bence gecenin yıldızlarından anna cara hem muhteşem çaldılar hem de alice'ın teatral şovuna dahil olarak enerjiyi yükselttiler.

şahsen ben doyamadım. yarın tekrar olsun tekrar koşarak giderim. umarım daha nice seneler sahnelerde kendisini görebiliriz.

21 Haziran 2026 Pazar

6 haziran 2026 candle light: ingiliz rock efsaneleri

kış sonunda bitmiş, bahar olup olmadığını anlayamadığımız zamanlar geçmiş okulun son günlerine gelmişiz, hava mis, memleketimin güzide semtlerinden kadıköy'de kendimizi kadıköy sinemasına atmışız. 

etkinliğimiz mum ışığında yaylılar tarafından icra edilecek ingiliz rock efsaneleri!

konserimiz mum ışığında ama mumlar parafin değil, bayağı pilli milli fakat gerçek mum gibi uçlarında sallanan ve o göz kırpma efektini yaratan bir dile sahip, sanki uzundur yanmış gibi bir kaç farklı boy ve loş ışıkları ile atmosferi gerçekten veren fenerler. hem yangın tehlikesi yaratmadan hem de o romantik ortamı sağlayarak çok keyifli bir ortam sağlıyor.

konser için kadıköy sineması bence çok iyi bir seçim olmuş, özellikle salonun büyüklüğü böyle bir atmosfer için çok uygundu.

iki keman, bir viyola ve bir viyolonselden oluşan orkestramız bizi beatles'dan here comes the sun ile karşıladı. arada şarkılar ile ilgili küçük bilgiler de vererek blackbird, help, come together, yesterday ve all you need is love ile süper bir beatles gezisi yaptık.

sonrada benim için gerçek efsane, en sevdiğim ve biricik queen şarkılarına love of my life ile giriş yaptık. another one bites the dust, i want to break free, we are the champions, we will rock you, radio ga ga derken bohemian rhapsody ile konserin sonuna geldik.

genellikle sakin ve eşlik etmeyen bir seyircinin arasında konsere gitmiş olduğum arkadaşımla oturduğumuz yerde şarkıları sessizce söylemekten headbang yapmaya kadar konsere her türlü eşlik ettik. konserin sonuna doğru başkemancı şarkılara eşlik etmeniz hoşumuza gidiyor dediğinde ise salondan beklemediğim bir hayal kırıklığı duyuldu. bunu söylemekte geç kaldıklarına dair hayıflananlar oldu. bohemian rhapsody'den sonra tabii ki orkestrayı bırakmadık ve onlar da bizi kırmayıp hem we are the champions'ı tekrar çaldılar ve biz söyledik hem de show must go on'ı icra ettiler.

tekrar olsa zevkle tekrar izleyeceğim, orkestral düzenlemeleri benim çok hoşuma giden, bir saatlik fakat zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir konser oldu. tekrar farklı konserlerini izlemek dileği ile ve mutlu bir şekilde kendilerine veda ettim.

17 Nisan 2026 Cuma

8 nisan 2026 geoff tate konseri

sevgili günlük,

2003 tarihli rock the nations festivaline dio'yu ve bir sürü efsanevi ismi izlemeye giderken, birlikte gittiğimiz bir arkadaşımın tüm giriş kuyruğu boyunca beynimi "empire empire" diye yemesi, operation mindcrime'ı anlatması sayesinde ergen aklımla ve iflah olmaz bir queen hayranı olarak queen adını alamamışlar gidip okunamayan gudik bir isim almışlar diye itelediğim queensrÿche'a merakım uyandı ve tahminen o zamanlardan beridir de kendilerini dinlerim.

şimdi öyledir böyledir grubu dağıtmıştır etmiştir falan bir kenara geoff tate metal tarihinin sayılı vokallerinden biridir. adam ayağımıza kadar gelmiş, ben 7 yaşındayken yayımlanmış ve o günkü değerinden hiçbir şey kaybetmemiş baş yapıt operation mindcrime albümünü baştan aşağı söyleyeceğim üstüne empire söyleyeceğim üstüne silent lucidity söyleyeceğim demiş, e gidilmez mi? gidilir ve netekim gittim de.

bu konser günü bu sefer bir değişik oldu. ilk defa sözlükten biriyle önden tanışıp içip sohbet edip, aslında bir sürü ortak tanıdığımız olduğunu ve dünyanın küçüklüğünü bir kere daha yaşayarak güne başladım. konser mekanında ise farklı farklı şekilde tanıştığım, illa ki göz aşinalığımın olduğu diğer dostlarla karşılaşıp, yüzyüze tanışma ve herkesi de birbirine tanıştırma imkanı yaşadım. benim için metal sadece bir müzik değil bir kültürdür ve bunu hisseden insanlarla birlikte olmak ruhuma dokunuyor. bu arkadaşlık, samimiyet ortamını yaşamak da içimde bir şeyleri iyileştirdi gerçekten. 

öncelikle bu konserin diğer konserlerden farkı ile başlamak istiyorum; yaş ortalaması yüksekti. yaş ortalamasının yüksek olması "her anı çekeceğim" insanlarının az olması ile direkt doğru orantılı ve daha keyifli bir konser deneyimi sağlıyor. 

bu konserde de ön grup inner vitriol adlı progressive bir gruptu. bence progressive'in hakkını verdiler ama içerideki az seyirciyi çok kendilerine bağlayamadılar gibi hissettim. bilmiyorum belki pek çok kişi benim gibi ilk defa dinlediği için böyle olmuş olabilir.


inner vitreolden sonra fonda hafif çalan bir müzik ile birbirimizle sohbet etme şansını yakaladık. fakat tate açıklanan saat geldiğinde o zaman değil de 1.5 saatlik setlistiyle 22:30 gibi çıkacağının sinyalini bu arada bize vermiş oldu. kayıttan başlayan konser genç bir müzisyen ekibinin sahneye çıkması ve sonrasında tate'in de arzı endan etmesiyle tam anlamıyla başladı. ve önümüzdeki 1.5 saati durmadan, çatlamadan, dalgalanmadan bize "ulaaann" nidalarıyla geçirttilier.

posterlerde gördüğümüz o klasik kovboy şapkası ile sahneye çıkarma yapan tate, beklediğimin aksine gayet güler yüzlüydü. artık bende nasıl bir izlenim bıraktıysa ben seyirci ile pek iletişime gireceğini de düşünmemiştim, orta halli bir iletişim kurdu diyebilirim. sanırım 4-5. şarkı gibi bir durup konuşup sonra da devam edelim ister misiniz diye sordu, biz de gerekli cevabı kendisine verdik (=


bu arada klavyede tate'e eşlik eden ve adını hiçbir yerde asla bulamadığım ama araştırmacı gazeteciliğimi kullanarak isminin clodagh mccarthy olduğunu öğrendiğim hanımefendi, geceye ayrı bir tat kattı, sadece klavye ile kalmadı sister mary'de vokal olarak da eşlik etti.


sıra silent lucidity'e geldiğinde tate abimiz bu şarkıda ne evlilik teklifleri edildiği ne sevişildiği falan muhabbetiyle iki kızını da bu şarkıya borçlu olduğunu ifade edip önce bizi güldürdü, şarkıyı icra ederken ise ağlamaklı ederek duygu dalgalanmalarına uğrattı. benim için konserin doruk noktası oldu diyebilirim.


konser sonrası bazı arkadaşlar kendilerini sahne arkasına meet&greet'e doğru götürürken bazımız da dışarıda diğer ekip üyeleriyle tanışma şansı yakaladık. 

hafta içi olmasına rağmen bu konserde ayrıca hem eski hem yeni dostlarla görüşmek tanışmak imkanı bulduğum, konserin mekan açısından minimum sıkıntılı geçmesi, if kovacılarının nasıl olduysa bir şekilde yakamızı bırakması, içerisinin aşırı kalabalık olmamasıyla akraba olmadan bir konser izleyebilmemiz ile her açıdan dört dörtlük bir deneyim oldu benim için. darısı diğerlerine.

stay hard, stay heavy \m/

10 Nisan 2026 Cuma

4 nisan 2026 myrath konseri

sevgili günlük,

2026'nın benim için ilk konseri daha önce 2024'te küçük çiftlik park'ta freedoom festivalinde izlemiştik, konser badim kendilerine çok hayran olduğu için tek geldikleri bu konsere de satışa çıktığı an biletlerimizi alıp beklemeye koyulduk.

öngrup olarak dream ocean çıktı, şahsen ilk defa dinleme şansına eriştim bu grubu. senfonik metal 'in en klasik örneklerinden biri olabilir. grup türkiye'de kurulup almanya'ya göç etmiş. vokal türk olmakla birlikte diğer üyeleri -artık- alman. malesef kendileri hakkında da pek bilgi yok ama metal archives'a alabiliriz meraklıları.. vokal başak gerçekten çok güçlü bir sese sahip. kendisine hayran olmamak elde değil. kendisini ayrıca bir arkadaşıma benzettiğim için bütün konseri sanki onu dinliyor gibi geçirdim benim için ekstra keyifli oldu. (=


dream ocean'ın 8 şarkılık minik şovundan sonraki arada dj'in de olmaması fırsatıyla bol bol geyik çevirdik. kötü dj müziklerindense sessizliği tercih edeceğim için ben fonda bir müziğin eksikliğini yaşamazken arkadaşlarım bu durumdan şikayet ettiler. tercihler farklı farklı, biz bir takım insanlar gibi tahümmülsüz olmadığımız için kabul edebiliyoruz durumu (bkz: bir önceki yazım)

bir bekleme süresinin ardından yanlış hatırlamıyorsam kayıttan çalan bir müzikle grup sahneye çıktı fakat iki şarkı sonra ses sistemindeki teknik bir arızadan dolayı ara verdiler. bize her şey güzel geliyordu ve sorunun neden kaynaklandığını ve ne olduğunu anlayamadık. 

arıza giderildikten sonra hiç hız kesmeden konser sonuna kadar arka fonda değişik görseller, kılıçlı fanlı dansözleri ve güler yüzleriyle bize eğlenceli bir zaman geçirtti grup. bir şarkıda dream ocean'dan başak sahnede gruba eşlik etti ki bence hem çok iyi bir performanstı hem de şarkıya vokalleri çok yakıştı.

bence iki kere bise çıktılar, çünkü zaher iki kere iyi akşamlar dileyip grupla birlikte sahneden indi. en son alkış kıyamet olunca ise sizi seviyoruz diye geri döndüler, plan program dışı merciless times çalacaklardı fakat konser başında yaşanan teknik sıkıntı bu şarkıda da oldu ve çalmaktan vazgeçip gittiler. bu noktada açıkçası ayıp ettiklerini düşünüyorum. insanlara bir söz veriyorsan bunu gerçekleştirmek için bir çaba göstermek lazım en azından. bu noktada teknik arızanın backtrack'ten kaynaklandığını düşünmeye başladım ve eğer öyleyse zaten insanlar albüm kalitesini beklemiyor orada bir arada olmak ve o anı paylaşmak istiyorlar. backtrack'ı sallayıp çok hızlıca akustik bir versiyon ya da basit gitar/davul ritim ile geride kalan seyirci ile bir kuple dahi olsa söylenip insanların gönlü hoş edilebilirdi. aaa arıza var tüh çalamadık diyip gitmek sempatiklikleriyle puan toplayan arkadaşların hanesine eksi yazdı benim açımdan.


iki eksiyi de seyirciye yazdım. konsere mi geliyorsunuz, sahnede canlı müzik varken bağırarak sohbet etmeye mi geliyorsunuz. vırvırvır kulağımın dibinde sinir oldum yine \= bir eksi buradan, bir eksi de arka tarafın sahneyi görmesine asla imkan vermeden iki kolunu birden kaldırıp her şeyi çekmeye çalışanlara. işte evet dansöz çıkmış aa kılıç falan dedik iki saniye kadar. teşekkürler, görüntünüzü tablet ile konser çekenler engellesin (bkz: sabaton konseri) diyerek sizi konser tanrılarına havale ediyorum.

bir konserde daha if'in meşhur kovacılarıyla takıştık. bu konserde direkt kendileriyle göz göze gelmeme ve dikkatimi sahneden ayırmama taktiği ile sıvıştırdım. kovacıların kendisi ile -ter kokanları haricinde- bir problemim yok, bu uygulamaya sitemim. sevgili konser badimle kovacıları boykot ettiğimiz için bu mekanda asla bir şey yemiyor ve içmiyoruz. bu uygulamaya karşı olan herkesi de bu boykota davet ediyorum.

bir süredir canımı sıkan sağlık sorunlarım sebebiyle geriden gelen yazılarımda bir sonraki konser 8 nisan'daki geoff tate idi, beklerim..

stay hard, stay heavy \m/