14 Mayıs 2006 Pazar

concert reviews 2006

8 eylul 2006 pink istanbul konseri

neden oldugunu bilmedigim bir sekilde "i scream i scream we want i scream" ya da "ice cream ice cream we want ice cream" esliginde sahneye cikan pink hiz kesmeden cuz i can (i know y'all missed me!), trouble ve sahneye atılan peluş ayıcıklara sarılıp stupid girlsu soyleyip herkesi zıplattı. stupid girls esliginde "i don't wanna be a stupid girl" diye bagirarak ziplayan stupid girl'ler ve pink'in super "push up my bra like that"leri unutulmaz anlar yasatti. stupid girls'in hemen oncesinde hep beraber bir iyki dogun pink sarkisi soyledik o da kikirdek modda "ilk defa sahnede kutluyorum" dedi. sonra yavaslayip who knew'a gectik, sozlerinin aksine kipir kipir bir sarki olmasi gene milleti ziplatti tabi, iyice yavaslayip lonely girl'u icli icli soylerken super organizator sinek dev "happy birthday pink" balonlarini seyircinin uzerine saldi, sarki yalan oldu, memleketimin icinde balonla oynamak nasil bir uktedir bitmek bilmeyen ve konserin tadini kacirmaya birebir balon salgininda gorduk, pink sahneyi terk etse yeridir diye korkarken sahneye gelen bir balonu geri gondermesi sarki sonrasi kendilerini pek bir begendigini soylemesine oh dediysek de balon patlatanlar gecenin kupasini kazandilar.
"bis"e kadar my vietnam, family portrait, just like a pill, don't let me get me, 18 wheeler, leave me alone, you make me sick ile gecen konserdeki gibi vazgecilmezi what's going on ile bir janis seslendirmistir. akabininde "do you know this song? i don't know it.." deyip blister in the sun'a girdi, parcanin orta yerinde garip bir yuz ifadesi takinip muzige uygun "i forgot the words" diyip yerlere yatirmistir bizi.
sahneyi terk ettiklerinde seyircinin rock/metal konserlerine oranla ne kadar kazma oldugunu idrak etti bunyemiz netekim ne bir alkis ne bir tezaruhat yapilmistir, kac dakika sonra ancak ekipmani sokmeye kimsenin gelmedigini idrak eden seyirci yalandan bir alkis tutmustur.
final olarak iste the one that got away, "send your positive energy for world peace" mesaji ve bush taklidiyle pink'ten bush'a benden rte'ye dear mr. president, ve parti sonu "thanks a lot, i had a great birthday"imsi bir tesekkurler get this party started.
gecen konsere (bkz: 24 temmuz 2004 pink istanbul konseri) gore muhtelif yerlerde sarki sozleri unutmasina ragmen pink'in daha pink, seyircinin daha kazma ve diger bir takim sacmaliklara ragmen tadi gene damakta kalan bir konser olmustur, iyi de olmustur. bir sonrakinde u & ur hand'i de soylemesi dileklerimizi burdan iletir, iyki dogdun deriz!


28 temmuz 2006 whitesnake istanbul konseri

coverdale'in "merhaba"'dan baska turkce kelime ogrenmedigi konsere 5 kala bile arap aksanıyla seyirciyi selamladığı gözlerden kaçmamıştır. konserin güzelliğini gözümde baltalayansa haçlı tişört ve bagetten haç yapıp seyirciye selamlatma olayıdır, din propagandası gibi falan ne o öyle (hic gelemem, her turlu propagandaya hayır!)
konser boyunca grup seyirciyle flortleşmiş (başka bir tanım var mı bilmiyorum..), seyirci arada sönük arada çoşkun takılmış, ışıkçı ışıklara hakim olamamış, yerli yersiz echo efekti bizi sinir etmiştir ama olsundur whitesnake'i de görmüştür bu fani gözler..
bir de tabi
"the sun is shining
oh, but it's raining in my heart."


14 mayis 2006 blind guardian istanbul konseri

ongruplardan dreamtone'un guzel girisinin hemen ardindan baslasa daha isabetli olacagini dusundugum, bekleme muziginde alanis morissette calmasini kel alaka gordugum soguk da olsa -nefesin buharlastigi isilar- blind guardian askiyla yildazlarin altinda ve kayan yildizlar esliginde izledigimiz istanbul'un ikinci kez blind'i agirladigi konserdir kendisi. grup seyirciden o kadar memnundu ki birbirlerine bakislari siritislari, sololarda sahne gerisine su icmeye giden hansi'nin seyirciyi selamlamasi el sallamasi gozlerden kacmadi ve kesinlikle daha da cok sevdirdi.
bard's song icin olup biten seyirciye ucuncu biste istedigini verdiler. biz de seyirci olarak kazma olmadigimizdan bir agizdan ve hic nota kacirmadan soyledik. bir konserin olabilecek en muhtesem anlarinin ardindan hansi "this is why we make music, you made us very very happy" diyerek bunu dile getirmis oldu. netekim kucukken sahneye cikma hayallerimin ardinda hep sarkilarimi bir agizdan soyleyen seyirci korosu yatmistir -bkz: queen-live at wembley 86- seyirci konumundayken insanin icini costuran ve bu kadar haz veren bir seyin sahnedeki uzerindeki etkisi kim bilir kac kattir.
iki saate yakin sahnede kalan grup performansiyla "iste muzisyenlik budur" dedirtti, ozellikle hansi'nin sesi karsisinda bir kez daha egildim.
sonuc itibariyle gittik, dinledik, soyledik, gene geleceklerinin sozunu aldik ve evlerimize dagildik: superdi!


13 mayis 2006 the cardigans konseri

status libertatis, the dunedan, ufuk, esra ve abim ile gidip cok olmasa da eglendigim konserdir, hatta ve hatta sanirim bizim gruptan tek eglenen de bendim! eski albumlerinden daha cok calmalarini beklerken agzimizi havaya actik, ses duzeni berbatti -yapanin eline saglik. nina abla "this is a quiet song" diye giris yapmaya calisti sarkisina ancak seyirci konusmaya ve ciglik atmaya devam etti sonra nina "shh" dedi uzerine cigliklar arttinca da "they don't take me seriously" dedi hatta sarkiyi soylerken "shh shh" dediginde milletin hala carcar konusmasi uzerine hafifce de olsa gocmesi dikkatlerden kacmadi. sonuc itibariyle bolbol gevezelik edenlerin gurultusunu, nina ablanin guzel sesinin yaninda catlamasini dinleyip, dans edenleri ve basistle lead gitaristin sovlarini izledik.
ikinci bise ciktiklarinda buyuk heycanla lovefool soylemelerini bekleyen seyirciye nina "i'll do this for you, i forgot the lyrics" diyerek hayal kirikligina ugratmistir, sufle vermeye hazirdik biz oysa..
akatlar spor kompleksi ise daha once cake konserinden asina oldugum bir mekan olarak yeni melek dugun salonu kadar kotu olmasa da kotu bir mekan, daha fazla konseri acik hava tiyatrosunda izlemek istiyoruz, organizatorler duyun sesimizi!

30 Mart 2006 Perşembe

cocuk oyunlari

grup oyunlarında her zaman için oyunu başlatıcı avcunu açıp şöyle bir tekerleme söylerdi:
"yerden yüksek oynayan kaleye mum diksin
yerden yüksek oynayan kaleye mum diksin
kale kapanıyor, elini çeken oynamiyor!"
peşisıra avcunu kapar içerde parmağı kalanlarla oyun oynanmaya başlardı...


aç kapıyı bezirganbaşı:
"aç kapıyı bezirganbaşı
bezirganbaşı
kapı hakkı ne alırsın, ne verirsin
arkandaki yadigar olsun
yadigar olsun
bir sıçan, iki sıçan, üçte kapan"



bizden size kim düşer? [mendilim köşe köşe]:
iki grup karşılıklı dizilip elele tutuşur bir grup diğerine "bizden size kim düşer (mendilim köşe köşe bizden size kim düşe)?" der ismi söylenen koşarak bu zinciri kırmaya çalışır, çok çamur oyundur. zincir kırılırsa kaptığını kendi grubuna geri götürür, kıramazsa o gruba dahil olur.


dansa davet:
pek hatırlamamak ile beraber şu kadarını söyleyebilirim ki kızlar erkekler karşılıklı dizlir her çocuk oyunu gibi bir tekerlemeyle bir erkeklerden bir kızlardan sırayla birisi gider dansa davet ederdi. kız isterse sırıtır, istemezde "hıh" ifadesiyle arkasını dönerdi. teklifi kabul eden ve edilen el ele sıra başına geçer en sona ve dona kalanlar ellerini yukarı da birleştirmiş çiftlerin arasından dayak yiye yiye en az hasarı almaya çabasıyla koşarak geçmeye çalışırdı.


ebe tura bir (i)ki üç [ende tura bir (i)ki üç]:
tilki tilki saat kaç benzeri bir oyundur. ebe gruba arkası dönük "ebe tura bir ki üç" der döner, başlangıç sınırından beri adım atanlar o anda donmuş olmak zorundadır, hareket eden ve ebenin gördükleri başa döner. ebe şaşırtmaca verip "ebe tura çirkin" diyebilir, o zaman verdiği anahtar kelimeye göre bir pozda donmak farzdır yoksa anahtar kelimeye uygun poz veremeyenle birlikte başa dönersin.


etek açmaca:

bir ilkokul cagi oyunudur. genelde erkeklerden birinin ya da fettan bir kizin yanindan gecen kizin etegini kaldirmasiyla baslar ve kiz erkek herkes ortamdaki kizlarin etegini acmaya calisir bir ton cigliklasma ve bir elle etegin onu kapatilirken arkayi kollamak icin koselere kacilir obur el ise denk gelen kizin etegini acmak icin hazirda tutulur. genelde ders zilinin calmasi ve siralara kacisilmasiyla sona erer. bizim zamanimizda adi etek acmaca idi zaman zaman etek kapmaca olarak da anilirdi. oyunu baslatan fettan kizlar her zaman icin altlarina tayt giyerler bir sure sonra akillanan diger masumcuklar -kurban- da akillanip tayt giymeye baslarlar. bu noktada da gunun dedikodusu kimin ne renk tayt giydigi olur. altta tayt olmasina ragmen etegin acilmamasina calismak oyunun gereklerindendir, aksi davranan mizikcidir.


istop:
bir top ve bir grup kişiyle oynanır. topu tutan havaya atıp bir isim söyler, o kişi topu tutmaya çalışır, tutamazsa ebe tekrar topu tutar ve ebeliği atmak için gruptan birisini vurmaya çalışır, koşturmaca gırla. enuzaktakini kimse onun ismini çığırmak en zekice şeylerden biridir tabi. bir de isim değil renk/cisim/vs ismi çığırarak oynanan versiyonu vardır. top atıldığında herkes onu isme uygun bir şey tutmaya çalışır.


kale basmaca:
iki grup olur, belirlenen kaleler ele geçirilmeye çalışılır. gözcüler bu oyunda kilit isimlerdir.


kulaktan kulağa:
sıra halinde dizilen oyunculardan biri bir kelime ya da cümleyi sıra başındakine -ve tabi adiliğine çok çok kısık sesle fısıldayarak söyler, bu zinciri takip ederek en sondakine kıkırtılar eşliğinde gelir, en sonuncu yüksek sesle duyduğunu söylemek zorundadır.


lastik atlama:
bu oyun için en az 3 kişi gerekir, çift sayıda oyuncu olduğunda gruplu oynanır. lastiğin iki ucu birbirine bağlanır ve oyunculardan ikisinin arasına gerilir; bilekler birler, bilekle diz arası ikiler, diz üçler kalça ise dörtlerdir. en kasan yerdir dörtler uzun boyuma rağmen beceremezdim. türk usulu, alman falan vardı hepsinin atlama stili başka başka tabi.. almanlarda birler de kasınçtı ama yapardık biz.


seksek:
yere 1 2 3 üstüste 4-5 yanyana üstlerine 6 ve gene üstüne 7-8 yanyana çizilir, bir taş alınır ve 1'den başlayarak 8'e kadar ve sonra da geri başa yanmadan (çizgilere basmadan) zıplamaya çalışılır. dönüşte eğilip taşı almak da en az zıplamak kadar meşakkatli bir iştir. öyle zıplar durur dinlenirim de olmaz zıpzıpzıplamak lazım gelir. eğer oyuncu yanarsa sıra bir sonrakine geçer, her seferinde sırası gelen oyuncu 1'den başlar.


tilki tilki saat kaç:

bir ebe ve kalabalık oyuncu grubu ile oynanır. ebe gruba arkası dönük durur, grup ondan uzaktadır ve sorar "tilki tilki saat kaç?" tilki "iki büyük beş küçük" gibi bir cevap verir, grup o kadar adım atar, tilki bu sırada saymaktadır ve sayması bitip geri döndüğünde hareket eden olursa bunlar başlangıç çizgisine geri döner, gelip tilki'yi yakalayansa yeni tilki olur.


yağ satarım bal satarım [mendil saklama]:
halka halinde oturan çocukların etrafında bir çocuk
"yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım. ustamın sarı kürkü var satmam onbeş liraya, zambak zumbak dön arakana iyi bak" sözleri eşliğinde (bizde böyleydi başka sözler de mevcut) döner, elinde de bir mendil vardır, arada şaşırtmaca vererek mendili birisinin arkasında bırakır. eğer arkasına bıraktığı kişi farkederse çemberin çevresinde koşturup yakalamaya çalışır, ebe boşalan yere oturana kadar yakalayamazsa yeni ebe o olur.


yakan top [yakar top]:
en az üç ama zevki çıkması için daha kalabalık grupla oynanması gereken bir de tabii topla oynanan oyun. iki kisi iki ucta durur ve grup araya geçer, iki uçtakiler ortada kimse kalmayana kadar topu birilerini vuracak şekilde öteki tarafa atar, bu sırada yerden sekmeden ya da herhangi birine vurmadan topu havada tutan kişi "can" alır, bunu sonraya saklayabildiği gibi başkasına da verebilir. en sona kalan secilen sayı kadar turda yanmazsa o (veya grubu) kazanır.


yerden yüksek:

oyunun başlamasıyla yerde kalan ve ondan kaçanlar arasında geçen deli oyundur. enka'nin soyunma odasında havlu askılarının arasında cambazlık yaparak oynadığımızı hatırlarım. dar mekanlar daha eğlenceli kılar oyunu. yere basmadığın sürece her yükseklik dahildir. yerde duran çantadan, kağıya asılmaya kadar her şey dokunulmazlığı kazandırır. olay ebe tutup ebelediğinde yerden yüksekte olmaktır. bir de ebe yükseklere gelemez yerde olmak zorundadır, tabii diğer oyuncuların da sürekli hareket etmeleri aynı yerde kalmamaları gelir.

concert reviews 2005

6 agustos 2005 manowar istanbul konseri

gorefest'le manowar arasindaki boslukta eric adams'in bir gun agaran kic kilini gorup de "hmm turkiye'ye gitmenin zamani gelmis" diye dusundugunun geyiklerini yaparken gaz bir sekilde sahneye cikan ve agzimizin payini veren -iyi ki de veren gruba tapinma toreni. joey de maio bir aralik cikip elindeki kagittan seyirciyi selamlamistir. en son soyledigi "sag olun"u anlamak bir kac saniyeye ihtiyac hissettirdiyse de butun gun calismis olmasina degmistir. kendisi ayrica turkiye'yi cok sevdigini, "true metal people"in burda oldugunu soylemistir bir de seyirciden uzatilan bayragi alip opmustur helal olsundur, bayrak konserin devamini bir hoperlor uzerinde gecirmistir. guc sistemindeki ve sesteki bi kac aksaklik haricinde tam gaz baslayan ve biten konsere tanrinin gercekten metal muzigi sevdigini kanitlamak istercesine simsekler fon olmustur -the gods made heavy metal.
grup bisten sonra sahneyi terkedince banttan "the crown and the ring" calmistir, seyirci bir agizdan ona da eslik etti.
efsaneyi yasatan manowar bu konserde ayrica gene geleceklerini, turkce dvd olacagini ve bir sonraki albumde turkce bir sarki yer vereceklerini taahhut etti. yapmadiklari takdirde "hail and kill" esliginde studyolari basilacaktir.
metalin tanrisi dio'dan sonra istanbuldan metalin krallari gecti-ruhumu teslim ettim..
uzerinden kac gun gecerse gecsin etkisini hissettirmeye devam edecek bir anidir.


21 haziran 2005 megadeth istanbul konseri

mustaine'in seyircilerden alip sadece bir kac saniye icin actigi ve sonra sahne kenarina aldığı pankartta soyle yazmaktaydi:
in our means there's metal
in our gambits there's is gain
in our decoys there's death
in our thoughts there's thee
rockistanbul 2005 günyesinde gerçekleşen konsere asıl gitme sebebimdir kendisi, bir ara güneşte sıkılırkene abimin eline geçirdigi kalem ile sağımı solumu boyarken kameramanın dibimizde bitmesi ise ayrı bir olaydır saygılar sunarım kendisine.


9 haziran 2005 sebastian bach istanbul konseri

bir onceki konser gibi (bkz: 7 aralik 2004) gene koparmistir. in a darkened room eksik kalsa da sebastian seyirciyi saglam yormustur. mimikleri ve sozleriyle istanbul seyircisinden memnun kaldigini acikca "gene" ifade etmistir. baska notlara gececek olursak:
-ikinci on grup -ismini malesef anlayamadim, wild romance imis ama- hatun vokalliydi. vokal gercekten cok saglamdi daha iyi bir sahne hakimiyeti beklesek de kendilerine en yuksek puani verdik -ben ve abim- hazirlanan ve secilen parcalar cok guzeldi ve tam bir on grup performansi sergileyerek seyirciyi bach'a hazirladilar. onlardan sonra banttan calan sarkilar her ne kadar cok guzel olsa da insanlari biraz soguttu ara fazla acilmadan sahneye bach cikmaliydi.
- sahnenin sagindaki winston standindaki hos hatun-allah icin- on grup olsun, banttan calan sarkilar olsun, bach'in kendisi olsun butun sarkilara eslik etti. -kendisini burdan takdir ediyoruz-
- ilk konsere gore bu konser daha bostu 8.30'da bazi seyirciler hala disardaydi. bach'in gelmesine yakin salon dolar gibi oldu on grubu izlemeyenler cok sey kacirdi.
- bach "youth gone wild" oncesinde seyircilere bir yelek gosterdi sirtinda "youth gone wild" yaziyordu "this is a nice jacket you keep it dude" dedi ve geri gonderdi.
- youth gone wild calmadan once gene sahneyi terk etme numarasi yapti -tabi ki yemedik.
- yeni melek gene havasizdi.
- ses duzeni daha iyi olabilirdi.
- "see you next time" -bekliyoruz.
kulak cinlamasi, bel bacak ve bilumum kas agrisina ragmen hala devam ediyor olsa hala orda olunacak konser -di.


17 subat 2005 cake istanbul konseri

konserden pek zevk alamadığımı söylemeliyim, netekim millet kendini dj karşısında, barda pubda zannediyor sahnedeki amcaları sallamaz bir şekilde zıplıyordu. uyan kardeşim barda değilsin konser bu!..

concert reviews 2004

7 aralik 2004 sebastian bach istanbul konseri

sebastian bach cok bozmus diyenlere hem sesi hem performansi hem de fizigiyle tas cikartan konser olmustur. bunun bir diger ornegi de dio'dur. konserden ancak bir saat sonra bana idrak ettiyse de bach'i canli gordugum, muhtesem bir konser olmaktan geri kalmamistir.
konserde cosan seyirci sebo'nun gitaristiyle vay be seklinde karsilikli yuz ifadelesmesine sebep olmustur-vallahi gordum- ayrica "simdi mikrofonu gitaristin kafasina gecirecek" diye korkanlar-ismi lazim degil abim P= - herhalde sebo'nun bu konudaki ustaligini konser sonunda anlamislardir. tabi bi ara basci kafaya yiyordu ama amcam temkinli bir yandan notalari basar bir yandan seyirciyi yoklarken bir yandan da mikrofondan kacmayi basarabilmistir.
pankarti gereginden fazla acip tum arka tarafin goruntusunu kapattigi icin pankartcilara arkadaslarim adina selam ederken "see you next summer" diyip bizi bizden alan sebo'nun sozunu tutanlardan cikmasi umidiyle, "hadi ankaraya" dusuncesiyle bitmis muhtesem konser.


24 temmuz 2004 pink istanbul konseri

(yetistigim kadariyla) her yani kuyruk'tan olusan organizasyon (tuborg modern rock festivali).
biraz aciklamak gerekirse, kurban'in sarkilari sirasinda kuyrukta iceriye girmeye calisanlar 3 sarki boyunca kuyrukta beklediler (ben de) ve guzelim iki grubu kacirip teoman'in herkesi "paramparca" etmesine katlanmak zorunda kaldilar. (kendisi kabusumdur.. kendisini müzisyen ve hatta hatta sanatçı zanneden, akordu bozuk, alkolik teoman, bet sesi ve korkunc kemancısı akla hayale gelebilecek en kotu iskenceden beterdir..) yemek olarak kofte ve misir'in yaninda doner satisi da vardi ve teoman'in sahneye cikmasiyla doner kuyruguna girenler ancak "tooman" sahneden (tahminimca zorla) indirilene kadar ki surede donerlerini ancak alip yiyebildiler. bu arada "sanatcinin hangi saatte ciktigi onemlidir ben hava kararmadan cikmam" diye beyanat vermis olan bu "sanatci"miz da hava kararmadan cikmamistir. eziyet icinde dinleyenlere "neden karanligi bekledigini anladik" dedirtmistir.(kendisine acilen bir queen, bir pink floyd konser dvd'si bulmasini ve izlemesini, muzikte kalite, insanda kalite, sahne sovunda kalite nasil olur bunu gormesini ve kendisine sanatci ibaresini yakistirdigi icin utanip tum insanliktan ozur dilemesini salik veriyorum, yok hala basmadiysa zaten -ki basmaz sanmam- goruldugu ilk yerde iptal edilsin lutfen -kendisi degil ya ses telleri de yeter..)
sonra sahne pink icin gul desenli bi perde ve ne olduguna anlam verilemeyen dikenli kocaman balonlarla suslenmistir. bu arada yemek kuyrugundan yeni cikmis insanlar konser alanina gidebilmek icin baska bir kuyruga girmislerdir. (dikkatlerden kacmayan bi noktaysa teoman sonrasi konser alaninin yarisinin oyuncu degisikligi yapmis olmasidir.) pink davulun basinda "don't let me get me" ile konserini baslatmistir. "just like a pill"'in giris sozlerine uygun olarak sarkiyi yerde yatarak soylemeye baslamis bir saga bir sola gitmis gitaristlerle kafa sallamistir. bu arada geri vokal'deki sirin hatun her sarkida ziplamistir. pink'in daha iyi bir sahne sovu sergilemesini bekleyenler hayal kirikligina ugramisken, sarki sozleri, tv sovlari vs ile asina olanlar onu oldugu gibi bulmustur. sesini bir kac yerde catlattiysa da butun sarkilarini en guzel bicimde soylemis ve her sarkidan sonra cilveli bir sekilde "thank you" demeyi ihmal etmemistir.
bu arada konserin en komik ve belki de sirin anlarindan biri on taralardan birinin evlenme teklif etmesidir. pink buna "sure" diye cevap verdikten sonra akabinde beni balayina nereye gotureceksin diye sormustur alinan cevap ise herkesi kopartmistir : "to the beach"
pink'le hoplayip ziplayip sarkilara eslik edip soyundugunda "aha lan soyundu oha oha" diye ziplayan insanlara sasirip konseri "get this party started" ile bitirdikten sonra ise gene bir kuyruk insanlarin onune gelmistir; bu da konser alanindan cikma kuyrugudur, tabi cile bununla bitmeyip sonrasinda 2 saatlik bir gec-geliyoruz-sizi-bekletiyoruz-bes-milyonunuzu-almadan-da-yola-cikmiyoruz-servisi kuyruguna birakmistir. bu kuyrukta esen ruzgar altinda bekleyen insanlar bi yandan kamyonetler ve arabalarin altinda-arasinda ezilme tehlkesi yasayip, bi yandan da jandarma ve gorevlilerle papaz olmuslardir, bir gorevli kizli erkekli insanlari el kol sallayarak uzerine yurumesi sonucu korkmus kacmistir -al sana. kuyruga kaynak yapmak isteyenlerin dovulmekle tehdit edildigi konserde kuyruktaki insanlar servise binip gidenlere gipta edip, "neyse siz bari kurtuldunuz" diyerek el sallamislardir (evet evet o da bendim) ve en sonunda pespese gelen ve "oley" nidalariyla karsilanan servislere binip yeni bir kuyruga (trafik) girme suretiyle organizasyonun sonuna varmislardir.
en sonraki servis kuyrugunun en can alici ani ise iki ayak uzeri yuruyen ponpon kuyruklu yirtik file corapli beyaz tavsandir, insanlar takip etmekten kendilerini zor alikoymuslardir -wake up neo.. follow the white rabbit..