21 Temmuz 2026 Salı

17 temmuz 2026 suede konseri

biraz tarz tür değişikliği yaparak bugün de suede konserinde soluğu zorlu'da aldık.

zorlu ulaşım olarak bana en kolay ama hem zorlu binasının yapımı sırasında dönen olaylar, hem de zorlu gruptan dolayı en uyuz olduğum mekanlar listesinde (hangisini seviyorsun derseniz harbiye var, park orman var..) ayrıca yaz günü kapalı yerde konser kötü oluyor. kışın havalandırması iyi çalışsa da yazın avm ile birlikte havalandırma asla yeterli olmuyor, the gathering konserini verilen sisten boğularak ve anneke'nin bile isyan ettiği sıcakla savaşmaya çalışarak geçirmiştik.

suede'e ön grup sren çıktı, kendilerini daha önce hiç duymamıştım ve sözleri de anlayamadığım için acaba yabancı bir grup mu geldi dedim, ilk iki şarkı, gitar çalan hatun vokal falan gerçekten çok etkileyiciydi ancak ikinci ya da üçüncü şarkıdan sonra vokalin gitarı bırakmasıyla modumuz düştü, şarkılar tekdüze ve birbirinin aynı gibiydi, bir an the pineapple thief'e ışınlandım. haydi gidiyorlar son şarkı dedikçe üç şarkı daha çaldılar, modum o kadar düşmüştü ki son şarkılardan da keyif alamadım. vokalin gitar çaldığı şarkıları çok daha güzel ve vokal de daha başarılı. ışıkçıya da iki çift lafım var, paranı mı az verdiler neden grubu karanlığa boğdun? bütün performansı backlight izledik neredeyse.

suede konseri için de sahne önü alanı ayrılmıştı, daha önce the gathering'den sisin kaldığı alan olarak tespit ettiğim perde ile aynı seviyeden kesmişlerdi. salon ise suede için bence çok boştu.

son albümleri kapsamında turneye çıkan suede daha önce de memlekete gelmiş ancak benim için ilk konserleriydi. suede, normalde çok dinlemediğim ama tabii ki ergenliğime damgasını vurmuş şarkıların sahibi olmasının yanısıra, erken yaşta cinayete kurban giden yumuşacık sesli ve müzik zevki müthiş olan radyo dj'i emre kuytu'yu kendi yarı çapımda anmak için katılmak istediğim bir konserdi. emre her programında mutlaka suede'in ne kadar şahane bir grup olduğunu anlatır ve en az bir şarkılarını çalmadan programı bitirmezdi.

netekim hem grup hem brett anderson emre'nin övgüsünü ne kadar hak ettiklerini seneler sonra dahi gösterdiler. brett anderson konser boyunca bir saniye bile yerinde durmadı, kâh sahne önüne indi, kâh yerlerde süründü, kâh miktofonun kablosu ile akrobatik hareketler yaptı, üzerindeki siyah gömleğe terden bir ton daha siyah kattı. taş gibi çaldılar taş gibi söylediler. gerçekten gittiğime ve o sıcağı çektiğime değdi benim için. grup ne kadar muhteşemdiyse, seyirci de bir o kadar berbattı, eşlik edilmesi için brett mikrofonu uzattığında uuuu diye bağırmak neyin kafası, nerdesiniz aynı konserde miyiz? gibi soruları sordurdu bana. setlist'tek tek eksik ise she's in fashion oldu, olsun bir sonrakine kısmet (=


12 temmuz 2026 pantera konseri

 ve yılın en çok beklenen konserlerinden biri pantera! 

12 temmuz alphaville konseri de açıklandığı için çok üzüldüm, alphaville'i de bir kere olsun canlı görmek isterdim ancak pantera sevgim daha ağır bastı açıkçası. anselmo hayranlığım zaten ayrı bir dava (=

konser'in en büyük süprizi cavalera conspiracy'nin ön grup olarak açıklanmasıydı bence. her ne kadar 2003 ve 2025'te sepultura'yı izlemiş olsam da cavalera biraderleri de bir arada görmek bugüne kısmetmiş. malesef onlardan da önce sahneye çıkan bodysnatcher'a yetişemedim onlarla ilgili bir yorum yapamayacağım, ben alana giriş yapıp merch'e yanaştığımda cavalera'lar ilk şarkıları refuse/resist'i çoktan çalıyordu.

böylece en sevdiğim şarkılarından birini merch'te yiyip sahne önüne arkadaşım ve kızının yanına geçtim. chaos a.d. çalacaklarını zaten biliyorduk, manifest ve the hunt dışında hepsini çaldılar, araya bir de policia kattılar. performansları o kadar iyiydi ki ve seyirciyle iletişimi o kadar iyi kurdular ki seyirci zaten daha onları izlerken pert oldu, bence cavalera ve pantera arasındaki boşluk gereken enerjiyi toplamak için yeterli değildi ((= aradaki walk girişi de sanıyorum seyircinin büyük kısmı tarafından takdir toplamıştır. neyse şimdi kendilerinden dinlersiniz dediler ama zakk gerçeği diyorum biraz sonraya saklıyorum o yorumu...

netekim cavalera conspiracy on numara beş yıldız bir performans sergiledi, seyircinin içinden geçti, pantera'ya selam çaktı, hem yıldız hem alçakgönüllü hem profesyonel nasıl olunurun resmini çizdi, üstüne de yetinmedi ön gruplara nasıl ön grup olunur dersi verdi bence. hiç küçümsenmeyecek ve es geçilmemesi gereken bir performans olduğunu düşünüyorum.

cavalera conspiracy sahne'den gittikten sonra siyah üzerine kırmızı pantera yazılı kocaman bir perde sahneyi kapattı. artık ne hazırlık yapıldı tam bilmiyoruz (süpürmedikleri kesin) fakat geçenlerde kaybettiğimiz bonnie tyler'ın total eclipse of the heart'a hep beraber eşlik ederek kendisini yâd ettik eski topraklar olarak. 

bir kaç şarkı daha sonra regular people ve in heaven kayıtları sonrası perdenin düşmesi ve hellbound ile pantera sahneye teşrif etti. iki ya da üçüncü şarkıdan sonra anselmo bütün şarkıları dimebag ve vinne için çaldıklarını söyledi tabii ki büyük bir alkış aldı. her şarkıdan önce hangi şarkıyı çalacaklarını söylemesi de benden ayrı bir takdir kazandı. 

benim en çok beklediğim şarkı i'm broken'dı, süpriz yapıp suicide note pt 2 ve 10's'i de söylediler ki 10's de yine canlı dinlemek istediğim ama metallica'ya ön grup çıktıkları konserlerde çalmadıkları için beklemediğim bir parçaydı. benim için sevindirici oldu. 

walk'a sıra geldiğinde ise bir sıçış oldu, şarkıya tekrar başladılar. hani olur böyle şeyler de zakk'ın gitar tonları beni en çok bu şarkıda rahatsız etti. abicim neden yanlış notadan çalıyorsun, neden ritmi bozuyorsun. ben zakk wylde izlemek istesem black label society izlerim -ki biletim vardı- biz hepimiz pantera izlemeye gelmişiz, neden bozuyorsun? neden? neeee-deeeeennnnn??? 

evet isyanımdan sonra toparlayacak olursam domination ve hollow'u birleştirip hakkını vermemelerine de bozulduğumu söyleyebilirim, bise gitmeden fucking hostile ile setlisti bitirdiler. ilk defa geldiğin ve headliner geldiğin yerde az daha farklı bir setlist, iki üç şarkı daha söyle diye bekliyor insan, ama işte beklediği ile kalıyor. "if and when we comeback, who's gonna be there?" sorusunun cevabı ise tabii ki ben yani. zakk'e uyuz olduysam da pantera ve anselmo sevgim ağır basacak. bir dolu insanla birlikte i'm broken diye bir daha haykırmak istiyorum ayrıca.

konserde en merak ettiğim şey anselmo'nun turnedeki diğer konserlerdeki gibi çıplak ayak olup olmayacağı idi, (evet böyle saçma şeyler merak ediyorum) ayakkabılarını çıkardığını görmemiştim ama giydiğini gördüm ve sahneden öylece gitti.

özleneceksiniz kovboylar..


11 temmuz 2026 beat konseri

konser maratonuna beat ile devam ettik, king crimson'dan adrian belew ve tony levin'e steve vai vei danny carey'in eşlik ettiği saykodelik deneysel king crimson gecesi, açık hava tiyatrosunun dolmaması ile hem üzdü hem sağım solum önüm arkamın boş olmasıyla rahat izleme imkanı yarattı. iki set halinde o nasıl bas gitar, uzayda mıyız nerdeyiz, bateristin rahatlığı nedir arkadaş diye diye çok keyifli bir vakit geçirdik. normalde king crimson hayranı değilim ve pek de dinlemem açıkçası, tabii bu konserden zevk almama asla engel olmadı çünkü canlı müzik çok kıymetli ve hem desteklemek lazım hem de güzel müziklerin çalındığı bir konserden güzel terapi var mı dünyada?

grup güzel, ortam güzel, mekan güzel daha ne olsun?

10 temmuz 2026 the offspring konseri

 2005'te rock'n'coke'a gelen o zaman daha zıpır hallerinde olan offspring'i hezarfen havaalanına kim gidecek kim gelecek kim kamp yapacak da tutulmayacak düşüncesiyle kaçırmış olan bendeniz 21 sene sonra ülkemize gelmeye karar verdiklerinde kaçırmayarak biletleri çıktığı anda havada kaptım hemen. 

bu güzel güzide konserimiz öncesi tabii ki setlistler araştırıldı, youtube'da diğer yakın zaman performanslar izlendi ve beklenti ona göre ayarlandı: beklentiyi fazla yüksek tutma, dexter'da ses kalmamış, şarkılar da na bunlar diye... ve en nihayetinde konser günü geldi çattı, cuma akşamı mesai çıkışında anadolu yakasından yollara dökülüp istanbul'un güneyinden kuzeyine taa lifepark'tan denen, nerede olduğunu kendi de unutmuş, gelmesi başka çile, gitmesi başka çile yere doğru yollara koyulduk. bu sefer konser badim ortaokul lise sıralarında americana'yı birlikte keşfettiğim sınıf arkadaşımdı.

kendimizi lifepark'a attığımızda kapıda kaldık çünkü ne giriş ne çıkış oluyordu. sonradan öğrendik ki lifepark uygulaması çökmüş, ödemeler girişler çıkışlar her şeyler patlamış. 15 dk içinde yazılım ekipleri müdahale edip güncelleme geçmişler. aferin cnm sonra uygulama gene çöktü yalnız..

her neyse bir süre bekledikten sonra sahne önü biletlerimizle hızlıca aramadan geçip kendimizi merch alanına attık. hammer müzik'ten haluk ve enis beyler her zamanki gibi işlerinin başındaydılar. 4 farklı model tişörtten sadece bir tanesi tur tişörtüydü, üzerinde stupid dumbshit goddamn motherfucker yazanı almak isterdim ama iki tişörtde 1500'den 3k vermek içime sinmediği için kuru kafalı tur tişörtünü almayı tercih ettim.

buradan kendimizi konser alanına attık, bu arada ön grup second çoktan çıkmıştı. normalde her konserde sağ ve sol taraftan sahne önüne geçiş koyan lifepark bu sefer ters köşe yapıp sol taraftan geçiş vermemişti, kendimizi bir şekilde sahne önüne atıp biralarımızı alıp second eşliğinde güzel bir yere konuşlandık. hatta geçen sene headbangers weekend'de manowar'u izlediğim yerde olduğumu tahmin ediyorum. sahneye ne tam yakın ne çok uzak. konseri kayda aldıkları için kameramanın totosunun arkasında kaldık ama ilerleyen dakikalarda eğlencemizi hiç bozmayacaktı...

second türlü siyasi göndermelerini araya sıkıştırdığı hop zıp şarkılarını icra ettikten sonra heyecanla offspring'i beklemeye koyulduk, bu arada belki de hayatımda ilk defa sahnenin elektrikli süpürge ile süpürüldüğüne şahit oldum. sahne hazırlanırken görevlileri izleyerek bayağı eğlendik (=

offspring tam saatinde come out and play ile sahneye giriş yaptı. bu noktadan benim için black sabbath kısmına kadar hoplayıp zıplayarak geçti. bir ara iskeletor figürler şişirdiler arkada ve onlar bayağı kaldı ama ne zaman açtılar ne zaman kapadılar hatrımda değil. her neyse, kara sabahat'i sevmeyen ve tepki çekmekten korkusuna sever gibi yapmayan ben, bu şarkılarda sadece eşim için noodles'ın kaydını aldım, hele bunların üzerine taylor swift -şimdi swiftiler gelip dövmeden söyleyeyim kendisini de dinlemiyorum, çok çabaladım numarası neymiş yaa bi dinleyeyim diye yok olmadı- şarkısı ve taylor swift'te wall of death yaptırma çabaları komik oldu bayağı. headbangers weekend'deki wall of death'lerden sonra şaka gibi bişi oldu bu. bu kısımların güzel tarafı dexter ile noodles'ın sohbetleriydi, biraz metinden tabi, yapacak bir şey yok, eğlendik. 

netekim bu kısa moladan sonra tam gaz offspring şarkılarına devam ettik, üzerimize attıkları toplarla yine çok eğlendik ve onlar da bunu fark ettiler. türk seyircisi top olsun, balon olsun seviyor efenim oynamayı.. pretty fly'da da beklendiği gibi pretty fly abimizin gel gel balonları şarkıya eşlik etti.

pek çok setlistlerinde self esteem'i görmediğim için bu konserde de çalmayacaklarını düşünürken, bis'te ikinci parça olarak çalmaları beni çok mutlu etti. hep bir ağızdan bunu da çığırdıktan sonra konser malesef bitti. 

konser bitti ama çile bitmedi, geri dönüş için tek seçeneğimiz servislerdi; sahne önünün boşalmasını beklememize rağmen bir şekilde son şarkıda çıkıp kuyruğa giren insanların önüne geçebildiğimiz aramızda arabaların kontak kapatmak zorunda kaldığı saçma bir düzenden servislere gittik. saçma süreler beklediğimiz servise saçma paralar ödedik. neyse ki hacıosman metro açıktı ve çok bekletmedi de evimize dönebildik. sanki şehrin içinde daha ulaşılabilir alanlar yokmuş gibi burada konser verilmesine hala tepkiliyim.