biraz tarz tür değişikliği yaparak bugün de suede konserinde soluğu zorlu'da aldık.
zorlu ulaşım olarak bana en kolay ama hem zorlu binasının yapımı sırasında dönen olaylar, hem de zorlu gruptan dolayı en uyuz olduğum mekanlar listesinde (hangisini seviyorsun derseniz harbiye var, park orman var..) ayrıca yaz günü kapalı yerde konser kötü oluyor. kışın havalandırması iyi çalışsa da yazın avm ile birlikte havalandırma asla yeterli olmuyor, the gathering konserini verilen sisten boğularak ve anneke'nin bile isyan ettiği sıcakla savaşmaya çalışarak geçirmiştik.
suede'e ön grup sren çıktı, kendilerini daha önce hiç duymamıştım ve sözleri de anlayamadığım için acaba yabancı bir grup mu geldi dedim, ilk iki şarkı, gitar çalan hatun vokal falan gerçekten çok etkileyiciydi ancak ikinci ya da üçüncü şarkıdan sonra vokalin gitarı bırakmasıyla modumuz düştü, şarkılar tekdüze ve birbirinin aynı gibiydi, bir an the pineapple thief'e ışınlandım. haydi gidiyorlar son şarkı dedikçe üç şarkı daha çaldılar, modum o kadar düşmüştü ki son şarkılardan da keyif alamadım. vokalin gitar çaldığı şarkıları çok daha güzel ve vokal de daha başarılı. ışıkçıya da iki çift lafım var, paranı mı az verdiler neden grubu karanlığa boğdun? bütün performansı backlight izledik neredeyse.
suede konseri için de sahne önü alanı ayrılmıştı, daha önce the gathering'den sisin kaldığı alan olarak tespit ettiğim perde ile aynı seviyeden kesmişlerdi. salon ise suede için bence çok boştu.
son albümleri kapsamında turneye çıkan suede daha önce de memlekete gelmiş ancak benim için ilk konserleriydi. suede, normalde çok dinlemediğim ama tabii ki ergenliğime damgasını vurmuş şarkıların sahibi olmasının yanısıra, erken yaşta cinayete kurban giden yumuşacık sesli ve müzik zevki müthiş olan radyo dj'i emre kuytu'yu kendi yarı çapımda anmak için katılmak istediğim bir konserdi. emre her programında mutlaka suede'in ne kadar şahane bir grup olduğunu anlatır ve en az bir şarkılarını çalmadan programı bitirmezdi.
netekim hem grup hem brett anderson emre'nin övgüsünü ne kadar hak ettiklerini seneler sonra dahi gösterdiler. brett anderson konser boyunca bir saniye bile yerinde durmadı, kâh sahne önüne indi, kâh yerlerde süründü, kâh miktofonun kablosu ile akrobatik hareketler yaptı, üzerindeki siyah gömleğe terden bir ton daha siyah kattı. taş gibi çaldılar taş gibi söylediler. gerçekten gittiğime ve o sıcağı çektiğime değdi benim için. grup ne kadar muhteşemdiyse, seyirci de bir o kadar berbattı, eşlik edilmesi için brett mikrofonu uzattığında uuuu diye bağırmak neyin kafası, nerdesiniz aynı konserde miyiz? gibi soruları sordurdu bana. setlist'tek tek eksik ise she's in fashion oldu, olsun bir sonrakine kısmet (=
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder