17 Nisan 2026 Cuma

8 nisan 2026 geoff tate konseri

sevgili günlük,

2003 tarihli rock the nations festivaline dio'yu ve bir sürü efsanevi ismi izlemeye giderken, birlikte gittiğimiz bir arkadaşımın tüm giriş kuyruğu boyunca beynimi "empire empire" diye yemesi, operation mindcrime'ı anlatması sayesinde ergen aklımla ve iflah olmaz bir queen hayranı olarak queen adını alamamışlar gidip okunamayan gudik bir isim almışlar diye itelediğim queensrÿche'a merakım uyandı ve tahminen o zamanlardan beridir de kendilerini dinlerim.

şimdi öyledir böyledir grubu dağıtmıştır etmiştir falan bir kenara geoff tate metal tarihinin sayılı vokallerinden biridir. adam ayağımıza kadar gelmiş, ben 7 yaşındayken yayımlanmış ve o günkü değerinden hiçbir şey kaybetmemiş baş yapıt operation mindcrime albümünü baştan aşağı söyleyeceğim üstüne empire söyleyeceğim üstüne silent lucidity söyleyeceğim demiş, e gidilmez mi? gidilir ve netekim gittim de.

bu konser günü bu sefer bir değişik oldu. ilk defa sözlükten biriyle önden tanışıp içip sohbet edip, aslında bir sürü ortak tanıdığımız olduğunu ve dünyanın küçüklüğünü bir kere daha yaşayarak güne başladım. konser mekanında ise farklı farklı şekilde tanıştığım, illa ki göz aşinalığımın olduğu diğer dostlarla karşılaşıp, yüzyüze tanışma ve herkesi de birbirine tanıştırma imkanı yaşadım. benim için metal sadece bir müzik değil bir kültürdür ve bunu hisseden insanlarla birlikte olmak ruhuma dokunuyor. bu arkadaşlık, samimiyet ortamını yaşamak da içimde bir şeyleri iyileştirdi gerçekten. 

öncelikle bu konserin diğer konserlerden farkı ile başlamak istiyorum; yaş ortalaması yüksekti. yaş ortalamasının yüksek olması "her anı çekeceğim" insanlarının az olması ile direkt doğru orantılı ve daha keyifli bir konser deneyimi sağlıyor. 

bu konserde de ön grup inner vitriol adlı progressive bir gruptu. bence progressive'in hakkını verdiler ama içerideki az seyirciyi çok kendilerine bağlayamadılar gibi hissettim. bilmiyorum belki pek çok kişi benim gibi ilk defa dinlediği için böyle olmuş olabilir.


inner vitreolden sonra fonda hafif çalan bir müzik ile birbirimizle sohbet etme şansını yakaladık. fakat tate açıklanan saat geldiğinde o zaman değil de 1.5 saatlik setlistiyle 22:30 gibi çıkacağının sinyalini bu arada bize vermiş oldu. kayıttan başlayan konser genç bir müzisyen ekibinin sahneye çıkması ve sonrasında tate'in de arzı endan etmesiyle tam anlamıyla başladı. ve önümüzdeki 1.5 saati durmadan, çatlamadan, dalgalanmadan bize "ulaaann" nidalarıyla geçirttilier.

posterlerde gördüğümüz o klasik kovboy şapkası ile sahneye çıkarma yapan tate, beklediğimin aksine gayet güler yüzlüydü. artık bende nasıl bir izlenim bıraktıysa ben seyirci ile pek iletişime gireceğini de düşünmemiştim, orta halli bir iletişim kurdu diyebilirim. sanırım 4-5. şarkı gibi bir durup konuşup sonra da devam edelim ister misiniz diye sordu, biz de gerekli cevabı kendisine verdik (=


bu arada klavyede tate'e eşlik eden ve adını hiçbir yerde asla bulamadığım ama araştırmacı gazeteciliğimi kullanarak isminin clodagh mccarthy olduğunu öğrendiğim hanımefendi, geceye ayrı bir tat kattı, sadece klavye ile kalmadı sister mary'de vokal olarak da eşlik etti.


sıra silent lucidity'e geldiğinde tate abimiz bu şarkıda ne evlilik teklifleri edildiği ne sevişildiği falan muhabbetiyle iki kızını da bu şarkıya borçlu olduğunu ifade edip önce bizi güldürdü, şarkıyı icra ederken ise ağlamaklı ederek duygu dalgalanmalarına uğrattı. benim için konserin doruk noktası oldu diyebilirim.


konser sonrası bazı arkadaşlar kendilerini sahne arkasına meet&greet'e doğru götürürken bazımız da dışarıda diğer ekip üyeleriyle tanışma şansı yakaladık. 

hafta içi olmasına rağmen bu konserde ayrıca hem eski hem yeni dostlarla görüşmek tanışmak imkanı bulduğum, konserin mekan açısından minimum sıkıntılı geçmesi, if kovacılarının nasıl olduysa bir şekilde yakamızı bırakması, içerisinin aşırı kalabalık olmamasıyla akraba olmadan bir konser izleyebilmemiz ile her açıdan dört dörtlük bir deneyim oldu benim için. darısı diğerlerine.

stay hard, stay heavy \m/

Hiç yorum yok: