kitaplar, eski kıyafetler, bir prova mankeni ve uyur gibi görünen bir kadın.. alice'in tavanarasına hoş geldiniz..
üzerinde alice cooper'ın illüstrasyonu olan bir kitabın kapağı açılır, ışık duman ve alice cooper!
kitaptan çıkıp sahneyi karizmasıyla şereflendiren alice ilk notalarıyla giriş yaptığı hello hooray'den bir hızla who do you think we are'a geçti.. dur dur çok hızlı gidiyorsun diyemeden kendimizi spark in the dark'ta bulduk.
no more mr nice guy, house of fire, billion dolor babies derken koltuk altı değneğini kendine aksesuar seçen alice ile kendimizi i'm eighteen diye bağırırken bulduk. ben aralarda i am fortyfiveeeee diye böğürmüş olabilirim (= x ile y'nin arasında kalmış tuhaf bir kuşağın üyesi olarak kendimi hem yaşlı hem genç hem sakat hem sağlıklı hem böyle her şey hissettiğim yaşlardayım. benim gibi arada hissedenler için not; xennialmışız efendim biz hepimiz..
muscle of love'dan sonra eski tip cerrah önlüğü, belki biraz kasap ceketi gibi bir kıyafetle "yes, yes, i know you're hungry" ile hepimizin coşkuyla katıldığı feed my frankenstein'a geçtik.
hemen hızlı bir kıyafet değişimi ve pırlanta kolyelerle sahneye geri gelen alice dirty diamonds ile sahnenin sağ tarafını pırlantaya boğdu.
konser o kadar hızlı devam ediyordu ve o kadar dinlenmeye fırsat bulamadık ki kendimi şaşırdım açıkçası. belki caught in a dream burada çoğumuza bir es olmuş olabilir çünkü sonrasında hey stoopid, dangerous tonight ve poison ile tam gaz devam ettik. seyirci bu arada genelde durgun gibi görünse de açıkçası ben yerimde duramadım ve zıp zıp zıpladım. genel izlenimimi de insanların eşlik ettiği ve eğlendiği yönündeydi.
poison'dan sonra anna'nın gitar solosu ile şenlendik. sahne ışık, duman vs derken ablamızın karizmasına karizma kattı, eridim gittim diyebilirim.
gitar soloyu brutal planet'e bağlayıp gaz kesmeden devam etmemiz ise paha biçilemez oldu. ikonik girişli şarkılar listemde yer alan parçalardan biri kesinlikle. bu arada sahneye elektro şoklu batonlarıyla birileri atlayıp alice'ı deli gömleğine soktuktan sonra o haliyle kendisinden ballad of dwight fry'ı dinliyor ve biraz sakinledikten sonra sahnede sakin sakin yatmakta olan kadının aslında bir bebek ve hatta cold ethyl olduğunu anlıyoruz. kendisi ile türlü danslar yaptıktan sonra sahneye çıktığı kitabın üstüne fırlatıp çöp gibi ethyl ablayı.. )=
cold ethyl'dan only women bleed'e geçiş yaptığımız da ise evliliklerinin 50. yılını birlikte kutladıkları eşi sheryl'ın ethyl'ın yerini aldığını ethyl'ın canlanması ile anlıyoruz. ufak bir şoktan sonra evlilik içi psikolojik şiddet üzerine bir balad olan only women bleed'e geçiyoruz. içimiz kan ağlıyor, sheryl dans ediyor, elektro şoklu adamlar geri geliyor, alice giyotine sokuluyor, sheryl/ethyl "die die" diye bağırıyor ve alice'ın kafasını koparıyor! kopan kafayla bir süre de dans ediyor. e sen kadına şiddet uygula, yalnız bırak sonra kafamla dans ediyor diye hayıflan, olmaz, hakkıdır. psikolojik şiddet mağduru olarak onaylıyorum (=
sahne arkasında kafası deadpool'un uzuvları gibi yeniden çıkan alice second coming ile aramıza dönüyor, going home ile medley yapıp herhalde hepimizin beklediği schools out ile coşkuyu doruğa taşıyor. eşşek kadar insanlarız herhalde okul gibi çalışmak zorunda kalmayacağımız beyaz yaka işlerimiz olmamasının hayali ile coşku ile şarkıya katıldık. bu şarkı da another brick in the wall ile harmanlandı ve malesef konserin sonuna geldik..
tabii ki bizi bissiz bırakmadılar, bir şarkı daha ister misiniz diye sordu alice ve "this is for kurt" diyerek smells like teen spirit'e girdi. bu arada da az uzakta olan arkadaşım da patlamış top gibi bana girdi asdf, omurgamı yerine yerleştirdikten sonra a mullatto an albino diye zıplamaya başladım kalan tüm seyirci gibi. sanırım bütün seyircinin en coşkulu olduğu şarkı bu olabilir, bunu beklenmedik bir süpriz olduğuna yoruyorum. gayet de güzel icra ettiler ellerine sağlık.
son şarkı under my wheels ile sahneye, bize ve geceye veda ettiler. konser boyunca pek sohbet muhabbet olmadığını ve bunun sahnelenen oynun bozulmaması için olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim ama bir interaksiyon aramadım dersem de yalan olur. arada bize uzatılan mikrofon ve alice'ın büyük bir zevkle önce kılıcı sonra bacağından çektiği hançeri ile patlattığı balonlar dışında pek etkileşmedik. şikayetim var mı? asla. insan taş olur.
bu arada alice'in grubunun da muhteşem müzisyenler olduklarından bahsetmeden geçmek ve bu yazıyı sonlandırmak olmaz. alice cooper her ne kadar bir müzik grubu olarak başladıysa da uzundur solo bir kariyer ve de vincent abimizin(? amca?) de resmi adı. fakat vokal tek başına bir yere kadar, daha önce de kendisini sahnede görme şerefine ermiş ve youtube'da diğer canlı performanslarını da izlemiş birisi olarak intibam hep ortaya koyduğu şovu taşıyabilecek ve yükseltebilecek kişileri yanına çektiği yönünde. '96'dan beri gitarlarda olan ryan roxie, 2002'den beri bas çalan ve sahneden bize sürekli şeytan suratları yapan sempatik chuck garric, hollywood vampires'dan da tanıdığımız gitarist tommy henriksen ile davulcu glen sobel ve nita strauss'un boşluğunu fazlaca dolduran bence gecenin yıldızlarından anna cara hem muhteşem çaldılar hem de alice'ın teatral şovuna dahil olarak enerjiyi yükselttiler.
şahsen ben doyamadım. yarın tekrar olsun tekrar koşarak giderim. umarım daha nice seneler sahnelerde kendisini görebiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder