4 Temmuz 2026 Cumartesi

20 haziran 2026 chris isaak konseri

konser öncesi bir anda bir arkadaşla birlikte gaza gelip bir de indirim bulmamızla cumartesi günü kendimizi chris isaak konserinde bulmamız bir oldu. çevremde kendisini tanıyan herkes gibi ben de kendisini wicked game ile tanıdım ama blue hotel, baby did a bad bad thing, somebody's crying, san francisco days derken bir fan olarak olmasa da arada bir dinlediğim ve ergenliğimin tekrarlayan isimlerinden birisi olarak bir de canlı kanlı görmek istedim. bu ara bazı konserlere "bir daha görmek nasip olur mu ki?" düşüncesiyle özellikle gitmeye çalışıyorum, hele ki bu sene tam bir '90'lar fırtınası esiyor. bazıları bir iki şarkısını bildiğim isimler, bazıları -alice cooper- hayranı olduklarım, bazıları ise chris isaak gibi arada olanlar.

biraz zamanlama şaşması, otobüsün rota değişmesi nişantaşı sokaklarında şaşkın yayalar ve istanbul sürücüsü arasında biraz da yer yönümü kaybederek harbiye açık havadaki konsere 10 dakika kala yetiştim. arkadaşımla buluşup içeriye girdik.

chris isaak üzeri ışıltılı pantolon ceketi ve beyaz gitarı ile sahneye arzı endam etti. yanlış hatırlamıyorsam ilk şarkıdan hemen sonra "thank you for supporting live music" dedi. bu cümle bence çok önemli, müzik sanatın ötesine geçip dev bir endüstri oldu ve sanatçıların kanını herkes emiyor. konserlere gidin, hem sevdiğiniz müzisyenler kazansın hem de ruhunuz doysun. bu arada konserin kapalı gişe olduğunu söylememe gerek yok sanırım. biz bilet aldığımızda bizim sıradaki son 7 koltuktu ve bizden sonraki 5 koltuk da alınmıştı. aralarda belki tek tük boşluklar vardıysa da dikkatimi çekmedi.

müthiş ilgili bir seyirci vardı, ne böyle bir seyirci bekliyordum ne de chris isaak'ten bu performansı bekliyordum açıkçası. 3. şarkı gibi gitarını bırakıp sadece bir mikrofonla sahneden inip amfi tiyatroda seyircilerin arasında dolaşmaya başladı. en önlerde biraz gezelenir döner dedim, beni acayip yanılttı. biz üst ortalardaydık ve yanımıza kadar neredeyse geldi. 4-5 şarkıyı bu şekilde gezerek, bazen bazı kişilere daha çok ilgi göstererek, bazen ekibiyle laflaşarak söyledi. en son buradan söylemek daha güzelmiş sahneye gelmeyeceğim dedi ama şarkısına devam edip tekrar sahneye döndü.

wicked game'i konserin başlarında söylemesini beklemiyordum açıkçası ama direkt  girince bir şoka uğramadım değil. bu arada gözüme giren telefon ışığıyla ön sıramdaki kızın kamerayı yanındaki oğlanla kendisine çevirdiğini ve video çektiğini anladım. gözüm çıktığı için yüzümü ellerimle kapatsam da wicked game sırasında sevgilisi olduğunu anladığımız oğlanın evlenme teklifi yaptığını kaçırmadık. kendinizi videoya almak nereden aklınıza geldi, kurgu bir teklif miydi yoksa neydi? o kadar romantik şarkıda bu şarkıyı seçmekteki motivasyon neydi? bizim gözümüzü çıkarmak zorunda mıydınız? soruları aklımda dolanırken konser boyunca daha hangi şarkılarda evlilik teklif edilmesi daha uygundunun kritiğini yapmaktan kendimizi alamadık (=

pretty woman, two hearts, can't help falling in love, blue hotel, san francisco days,  gibi klasikleri seslendirirken arada 40 yıllık dostu ve ritim gitaristi rowland salley'nin killing the blues'unu da rowland salley'den dinledik. bu şarkıda chris ile gitarlarıda değiştirmeleri dikkatimden kaçmadı. bence çok şık bir hareketti.

konserin sonuna doğru giderken baby did a bad bad thing de artık viral olan sekans yaşandı, açıkhava'nın kedisi sahneye arz-ı endam etti, arkadaki görevliler fenerle kediye assolist ışığı tuttular, chris şansı kaçırmadı şarkı söylerken sanki şarkının parçasıymış gibi "kitty cat"e laf attı. her şey o kadar doğal gelişti ama bir o kadar sürrealdi ki.. istanbul'un kedileri yine yaptı yapacağını (=

ışıltılı takımından disko topu takımına bu arada bir yerde geçiş yaptıktan sonra rolling stones coverlayarak bize kalçamızı sallattırdı. bütün gece hop ayakta hop yerimizdeydik, beklenmedik güzellikte konserler listesinde yerini aldı.


Hiç yorum yok: