veee senenin en beklenen konseri!! bayanlar baylar, savatage ilk kez türkiye'de!
ne zamandır dinlediğimi tespit edemediğim için diyelim ki 20'li yaşlarımdan beri dinlediğim, imzalı backstage pass'lerini kuzenim'de gördüğümden beri konsere gelmelerini beklediğim savatage ile tanışmamızdan beri 25+ yıl, bileti aldıktan 8 ay sonra kavuştuk!
savatage öncesi rahat rahat izleyelim diyerek lifepark'ın yolunu erkenden tuttuk. bir vegan olarak yine tek seçeneğim yağın tadını bolca aldığım patates kızartmasıydı, velhasılı kelam sohbet laklak derken alkera için vakit gelmiş, kendimizi sahne önündeki yerimize attık. her zaman ön merdivenlerden başlayan sahne önü bu sefer küçültülmüş zorlu'dan lifepark'a alındığı için yoldan çekinen olduğu için iade etti biletini gibi bir sebebe yormak istediğim şekilde küçücük bir alandaydık. normalde sahne önü için ayrılan alan ikiye bölünmüştü. hammer genel alanda yerini almış merch satışı yapıyordu. turnenin kalan tişörtleri daha fazla ve çeşitliyken türkiye için arkası bu kadar çirkin iki tişörtün tasarlanmış olmasını anlamıyorum. lanetpark'ın reklamını yapmak istemesem de orijinal tişört istediğim için bir tişört aldım. suç tabii ki hammer abilerde değil, kendilerini seviyoruz.
alkera'yı geçen sene headbangers weekend'de izledim sanıyorum bendeki algı pozitifti ama nedense bu konserde pek sahneye hakim göremedim. biraz okul müsameresi gibi çalıp gittiler. onlara ayrılan sürenin de kısa olduğunu düşündüm açıkçası. daha iyi performanslarını görmek isterim.
bu sene türkiye'ye gelmeden önce avrupa'da iki festivalde yer alan grup prelude to maddness turnesi başlangıcı için istanbul'u seçti ve bize 2 saatlik 23 şarkılık bir ziyafet verdiler.
rahatsızlıkları sebebiyle turneye çıkamayan fakat meşaleyi zak stevens'a devreden jon oliva'nın eksikliğini hissetsem de zak'in pozitif enerjisi, seyirciyle iletişimi, yaptığı lavukluklar (= ve güçlü vokali ile sahneyi doldurduğunu söylemem ve hakkını vermem lazım. zakk'ten zak'e açık fark var, açık bir şekilde gördük...
geçmiş playlistlerinden feyz alarak beklediğim ve hemen herkesin tahmin ettiği tüm şarkılarını ve süpriz başka şarkılar da çaldılar. en büyük süpriz ise believe'ın başını kayıttan jon oliva'nın söylemesi sonra grubun sahneye gelip eşlik etmesi oldu sanırım. seyirci ise beni hiç şaşırtmayarak pek çok şarkıda olduğu gibi bunda da ilk notadan son notaya kadar eşlik etti. hayır, hüngür şakır ağlamıyorum gözüme nota kaçtı!
bu arada bütün grubun ne kadar enerjik, seyirciden ne kadar pozitif etkilendiğini, mutlu olduğunu ve konseri sırıta sırıta devam ettirdiklerini görmek de beni mutlu eden şeylerden beri oldu. zak kısa bir konuşma yapıp işte ilk defa geldik böyle bir seyirci beklemiyorduk şaşırdık sizi seviyoruz falan gibi bir şeyler söyledi ve heyecandan olduğunu düşündüğüm gergin bir kahkaha attı. ben de boş bırakmadım "we love you, too" diye bağırdım. duymuşlardır umarım, çünkü i love them, too.
gelişte welcome, aralarda all that i bleed, demian, mentally yours, sahneden gidişlerinde when the crowds are gone, exit music gibi parçalar olsa zevkten 4 köşe olmaz mıydım? ölsem de gam yemez miydim? evet. ne yaparsın insanoğlu aç işte, doyamadım ben bu konsere. uzun süre noooooo, dont gooooo diye bağırdım ama tabi yetmedi hehe
yani bu öyle bir konserdi ki, hem abim, yengem hem eski dostlarım hem yeni dostlarım hem kaybedip yeniden bulduğum dostlarım hep beraber aynı notaları ruhumuzda hissettik, bir avuç yağmur diledik. uzun süre zihnimde kalacak hatırladıkça mutlu olup hüzünleneceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder