4 Temmuz 2026 Cumartesi

23 haziran 2026 megadeth konseri

 yine müthiş kalabalık, yine küçükçiftlik park, yine güneşte pişmiş beton zemin ve yine megadeth!


bu sene ön grup kaptan kadavra seçilmiş, şahsen tarzları bize çok uymadığı için konsere birlikte gittiğimiz abim ve arkadaşım ile biraz kapı önünde oyalandık. bu sefer parama kıyıp sahne önü bilet aldığım içinse ne girişte ne seyirde hiç pişman olmadım. girişten elimizi kolumuzu sallaya sallaya girdik. kendimi direkt merch standına attım ancak hep s beden ya da hoodiler kalmış. bizim metal camiası genelde enine boyuna insanlar tabii ki s kalması çok normal de neden daha fazla baskı yoktu üzdü. guns and roses konser merch'ünden sonra ikinci üzüldüğüm konser bu oldu. gerçekten güzel tasarımlar vardı. bu arada genel girişten giren arkadaşlarla da paslaştık orda da sadece s kaldığı için elimiz boş döndük hepimiz eve.

bu arada 21:30 megadeth'in çıkışı dendiği için kendimizi saldık sohbet muhabbet derken bir anda alandaki bir diğer arkadaşımın beni tutup sahneye çevirmesiyle bir baktım dave yardırıyor (21:11) lan noluyor diyemeden tipping point ile kaynamaya başladık bile. çok karışık setlistler vardı, benim en çok istediğim dread and the fugitive mind ile in my darkest hour idi. %50 ile bu sefer idare ettim artık. a tout le monde'u söylemediğine ise sevindim, bu şarkıyı kaldırabilecek bir ruh halinde olduğumu pek sanmıyorum çünkü.

daha önce pek çok şarkısını abimden dinlediğim fakat benim sahip olduğum ilk albümü olması dolayısıyla countdown to extinction'ın ayrı bir yeri var. bu albümden dört parça çalmaları dolayısyla beni fazlasıyla mutlu etti (=

her konserde istanbul'u ne kadar sevdiklerini dile getiren (2024-2025-2026) üst üste üç sene gelerek ve bu veda turnesini geçen sene istanbul'dan başlattıklarını fakat turne kapsamında tekrar geleceklerini söyleyip sözünü tutan dave; sevmek öyle kuru kuru söylemekle olmaz, bunu göstermek de lazım dedi ve ilk defa puppet parade'i türkiye'de canlı çaldılar.

benim konserlerden hatırladığım dave hep en önde yardır yardır durur fakat bu konserde hem üç dört şarkıda bir ara verir gibi sahne arkasına geçtiler hem de çok defa kenarda ya da amfilerin önünde olduğunu gördüm. yaşlanmış mı, yaşlanmış, o kadar hap ot çöp ben de bünyeme soksam üstüne de kanser atlatsam kim bilir ne olurdum diyorum. mustaine'in sesi şöyle böyle diyenlere de, adamın iddiası hiçbir zaman için mükemmel bir vokal olmak değildi, bence iyi bir vokal olmak bile değildi, hızlı ve tehlikeli gitar çalmaktı, bunun da hakkını verdiğinde hemfikirizdir sanırım. adamın gitarıyla dünyayı kurtardığı bir çizgi film bile var: looney tunes fandom

artık setlist.fm sağolsun hangi konserde ne çalınacak aşağı yukarı biliyoruz da symphony of destruction ve ardından peace sells geldiğinde sona da yaklaştığımızı anladım. holy wars diye bağıranlara itiraz ediyordum "haayıırr son şarkı onu çalmasınnn" diye çünkü yine bir konser anlamadığım baş döndürücü bir hızda, kâh pogo yaparak, kâh şarkı sözlerine eşlik ederek, kâh ağzımızla gitarı taklit ederek geçti. bir daha görürüm göremem veda turnesinde on kere gezerler dünyayı bilemem ancak bu son konserdiyse benim için gayet iyi bir son konserdi.

let there be shred! \m/

Hiç yorum yok: